Hızlı büyüyen pazarlar: fırsatları fark etmek | KPMG | TR

Hızlı büyüyen pazarlar: fırsatları fark etmek

Hızlı büyüyen pazarlar: fırsatları fark etmek

Yavaşlayan küresel büyüme, Çin borsasındaki sorunlar, Brexit ve ABD faiz oranlarındaki belirsizlik… 2017’nin ilk aylarında ekonomiyi etkileyecek bu konular gündemdeyken KPMG olarak, dünyanın hızlı büyüyen pazarlarını araştırdık.

1000

İlgili içerik

hızlı büyüyen pazarlar

Araştırmamıza katılan, 200’den fazla iş insanından yüzde 86’sı hızlı büyüyen pazarların şirketlerin stratejisi ve büyümesi adına önemli olduğunu düşünüyor.

Ancak Türk şirketleri, hızlı büyüyen pazarların ve gelişen ekonomilerin büyük potansiyellerine rağmen yatırım konusunda biraz çekimser. Çünkü bu ülkelerin çoğunun oldukça riskli, istikrarsız ve yozlaşmış durumda olduğu düşünülüyor. Ancak bu algı gerçek bir fırsatın önüne de geçiyor olabilir.

Raporumuz, hızlı büyüyen pazarlardaki fırsatları belirleyerek bu konudaki endişeleri değerlendiriyor ve şirketlerin kullanılmayan potansiyellerden faydalanmaları için engelleri ve bariyerleri nasıl aşacaklarını ortaya koyuyor.

İstikrarsızlık ve risk algısının gerçek bir fırsatın önüne geçebileceğine dikkat çekilen araştırmada, “fırsat ülkeleri” olarak ön plana çıkan yeni pazarlar ise şöyle:

Brezilya

Brezilya ekonomik, politik ve finansal krizlerin tam ortasında. Düşük gaz ve emtia fiyatları ile 2015 yılı boyunca % 10’dan yüksek seyreden enflasyon, 1901 yılından bu yana görülen en kötü durgunluk dönemine yol açtı. Ülke tarihindeki en büyük yolsuzluk skandalı Devlet Başkanı Dilma Rousseff’a kadar uzandı. Bunun sonucunda Senato Dilma Rousseff’i suçlu buldu ve Ağustos 2016’da başkanlığını düşürdü. Azalan vergi gelirleriyle yüzleşen geçici hükümet, harcamalarda kısıntı yapmak istemesine rağmen bunu başaramadı.

Bununla birlikte, Brezilya yaşadığı krizlerden sonra hızlı toparlanma örnekleriyle dolu bir geçmişe sahip ve bu nedenle uzun vadeli yatırımcılar ülkeden vazgeçmemeli. Yeni ekonomik veriler işten çıkarmaların ve azalan talebin nihayet enflasyonu aşağı yönlü etkilemeye başladığını gösteriyor. Brezilya realinin değer kaybetmesiyle, güçlü temelleri olan varlıklar yabancı para birimi kullanan yatırımcılar için fırsat yaratabilir. Öte yandan, realde süren değerlenme, ülkeye artan ekonomik güvenin de bir göstergesi.
2016 yılında özel sermaye fonları sağlık ve altyapı alanındaki yatırımlarını artırırken gayrimenkulde de büyük ölçekli işlemler görüldü. Ayrıca, yerli şirketlerin sermaye erişiminde yaşadığı sıkıntılar nedeniyle, şirketler varlıklarını dağıtmaya veya stratejik yabancı ortaklar aramaya yöneldi. Bu durum da ülkede iş yapma deneyimi olan uluslararası yatırımcılar için, yeni yerli ortaklık fırsatları yarattı.
 

Çin

Çin’de ortaya çıkan “yeni normal” sloganı, hükümetin ihracat ve altyapı yatırımı ile yönetilen yüksek hızlı büyümeden yerli tüketimle güçlenen daha yavaş ve sürdürülebilir bir büyümeye geçme planına olan kararlılığı yansıtıyor. Bu yeni normal, yabancı yatırımcılar için yeni işbirliği ve ortaklık fırsatları sunacak.

Hükümet oldukça kritik olan ve gün geçtikçe artan sosyal gereksinimleri karşılamak istediği için, Türk ve diğer çok uluslu şirketler kesin bir şekilde Çin hükümetinin ihtiyaçlarına odaklanmalı. Çin kaliteye, uygun fiyatlı sağlık ve gelişmiş ulaşım sistemlerine, çevreye duyarlı konutlara, daha katılımcı bir topluma ve üretim sektöründe verimlilik ve rekabetin artırılmasına ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyaçlar, Çin’in çok istediği bu hedeflere ulaşmasına yardımcı olabilecek teknoloji ve uzmanlığa sahip olan ve pazarda iyi konumlanmış şirketler için fırsatlar yaratabilir.

Ancak şirketler, değer zincirini hızla yükselten, e-ticareti kısa zamanda benimseyen ve giderek küreselleşen Çin’in yerli oyuncularıyla büyük bir rekabete girecekleri için, yenilik ve farklılığa odaklanmalı. Çin bir sonraki reform sürecine doğru ilerlerken, net bir yönü ve stratejisi olan, değişime uyum sağlama ve uygulama becerisi olan şirketler başarıya ulaşacak.

Hindistan

Hindistan şirketlere, aynı anda hem fırsatların hem de zorlukların en uç noktalarını sunuyor. Hindistan güçlü döviz rezervleriyle, gelişen orta sınıfıyla ve genç, eğitimli ve İngilizce bilen iş gücüyle en hızlı gelişen büyük ekonomi. Ancak bunun yanında Hindistan, bürokratik mevzuat ortamı nedeniyle iş yapma kolaylığı açısından oldukça aşağı sıralarda -180 ülke arasında 130’uncu- yer alıyor.

2014 yılında göreve gelen Başbakan Modi'nin, programı üretim ve ihracat odaklı yeni hükümeti, şeffaflığın artırılması, sanayi sektörünün daha serbestleştirilmesi ve “Make in India” gibi üretim inisiyatifleri de dâhil olmak üzere ekonomiyi dönüştürmek için somut adımlar attı. Bu adımların da katkısıyla Hindistan dünyanın en büyük doğrudan yabancı yatırım alan bölgesi haline geldi.

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda Hindistan’a doğrudan yatırımın bir başarı hikayesi yaratması, bir şirketin katı bürokrasi, eksik altyapı ve zorlayıcı ve değişken düzenleyici yönetmelikler gibi temel engelleri ne kadar anladığına ve bunları aşma azminde olduğuna ve tüm bunlarla başa çıkmak için uzun vadeli stratejiler üretip üretmediğine bağlı.
 

Endonezya

18 Mayıs 2016’daki “Big Bang” ismiyle somutlaşan tarihi liberalleşme ve dışa açılma kararıyla tarih boyunca korumacı bir tutum sergileyen Endonezya, 45 iş kolunu “Olumsuz Yatırım Listesi”nden çıkardı ve böylece yabancı şirketlerin kısıtlama olmaksızın bu alanlarda faaliyet göstermesine izin verdi.
Devlet Başkanı Joko Widodo’nun (Jokowi) ekonominin “Big Bang” liberalleşmesi olarak ilan ettiği kararlar, 10 yılın en büyük uluslararası yatırım açılımına sahne oldu. Jokowi’nin liberalleşme adımları, ülkede sınırları dâhilindeki 13.500 adada lojistik maliyetlerini azaltarak ve ada ekonomilerini nüfusun yarısından fazlasının yaşadığı Java’yla ticarete yönlendirerek büyümeyi artırmak için yaptığı büyük altyapı kampanyası ile birlikte düşünülmeli.

Endonezya’nın 2050 yılına kadar dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olacağını öngören The Economist’e göre, ülkede genç nüfus oranının yüksekliği bakımından başkanın zamanlaması iyiydi. Ancak, Jokowi’nin iyi niyetine rağmen, yerli yatırımcıların süregelen şikayetleri ve lobi çalışmaları, liberalleşmede geriye dönüşe neden olabilir. Düzenlemedeki karmaşıklıklar ve uygulamadaki riskler nedeniyle yabancı yatırımlar hala tedirgin görünüyor. Ancak riskleri doğru tanımlayan bir şirket için Endonezya yatırımının, Güneydoğu Asya’daki en karlı yatırım olması mümkün.

Nijerya

Nijerya 500 milyar doları aşan gayrisafi yurt içi hasılasıyla Afrika’daki en büyük ekonomi ve Batı Afrika’nın uluslararası ticaretinin itici gücü. Nijerya, 2014 ve 2015 yıllarında dünyanın en hızlı büyüyen üçüncü ekonomisi oldu. Petrol ihracatı kamu gelirinin %70’ini ve ihracat gelirinin ise %90’ını oluşturuyor. Ham petrol fiyatlarında yaşanan düşüşle birlikte, 2016 yılında %2,3 oranında büyüyen Nijerya için bu oran, son 15 yıl içindeki en düşük oran oldu.

Bu durum ülkede devalüasyona ve döviz kontrollerine yol açarken aynı zamanda ülkenin altyapı eksikliği karşısında yatırım planları olan hükümet üzerinde de bütçe baskısı yarattı. KPMG’nin 2 Nisan tarihinde düzenlediği CFO Forumu’nda Maliye Bakanı Kemi Adeosun, ekonomik dalgalanmalara rağmen hükümetin geçen yıldan itibaren uzun vadeli altyapı yatırım harcamalarını % 30 oranında artırmakta kararlı olduğunu belirtti. Adeosun, Nijerya’nın petrol fiyatlarının zirve yaptığı ve gelirlerin altyapı yerine iç tüketime harcandığı 6-7 yıl önceki dönemde yaptığı hataları tekrarlamak istemediğini belirtti.

Yabancı yatırımcılar sektörel reformlar kadar bu politikadan da yararlanıyor. Nijerya 2015 seçimleri için de olumlu tepkiler aldı ve rakip partiler arasında ülke tarihindeki en barışçıl iktidar değişimi yaşandı. Devlet Başkanı Buhari görevinin ilk birkaç ayında petrol gelirlerine bağımlılığı azaltarak yolsuzluğa ve altyapı ihtiyacına yönelik güçlü ve hızlı önlemler alma kararlılığında olduğunu belirtti. Ülkenin kuzeyinde Boko Haram ile yaşanan güvenlik sorunları da, ordunun başarılı operasyonları sonucunda ilerleme kaydediyor.
 

Suudi Arabistan

Petrol fiyatlarındaki düşüş Suudi Arabistan’da gayrisafi yurt içi hasılanın %15’ine ulaşan bütçe açığına ve döviz rezervlerinin 100 milyar dolar erimesine yol açtı. “Ekonomik reformlar tabuya dönüşmemeli” düşüncesini savunan The Economist’e göre Prens Muhammad bin Salman krize bir an önce müdahale etmek istiyor.

Yeni Veliaht Prens küresel sermaye ve yabancı yatırımcıların uzmanlığından yararlanarak petrole alternatif yaratmak, kamu giderlerini kısmak, 2030 yılına kadar ikiye katlanacak olan iş gücü için istihdam yaratmak, eğitim sistemini geliştirmek, kamu sağlık hizmetlerini sigortaya dayalı bir sisteme geçirmek ve Aramco başta olmak üzere telekom, enerji santralleri ve ulusal havayoluna kadar çeşitli kamu varlıklarından hisse satmak istiyor. Hükümet geliştirilmesi planlanan dört yeni “Ekonomik Şehir”e olduğu kadar ulaşım, eğitim, sağlık, bilgi ve iletişim teknolojileri ve enerji alanlarına da öncelik vererek sektör yatırımlarını teşvik ediyor.

Suudi Arabistan halen dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri. Ülke iş yapma kolaylığı açısından 189 ülke arasında 49., makroekonomik istikrarda 4., eşitsizliğe yönelik düzenleme eksiklikleri nedeniyle İnsani Gelişmişlik Endeksi’nde 39. sırada yer alıyor. Fakat tutucu dini anlayış ve şeriata dayalı hukuk sistemi en küçük reformlara bile engel oluşturuyor.
 

Güney Afrika

Güney Afrika’daki politik belirsizlik, ülkenin yapısal sınırlamaları, elektrik yetersizliği, yetenek eksikliği, işçi grevleri, politik istikrarı zayıflatma eğilimindeki ekonomik ve sosyal eşitsizlikler, ülkenin karşılaştığı en büyük zorluklar olarak ortaya çıkıyor. Ancak görünürdeki sıkıntılar yabancı yatırımcılara fırsat anlamına geliyor. Ülkedeki yavaşlayan büyüme oranı ve emtia fiyatlarındaki düşüş hükümeti oldukça köşeye sıkıştırdı. Bu durum yabancı yatırımcılar için elverişli yatırım koşulları anlamına gelebilir. Yüksek kazanç vaatlerinin yabancı yatırımları çekmekteki yetersizliğinin bilincinde olan hükümet artık uzun vadeli kazanç hedefleyen potansiyel yatırımcılarla ortaklıklar yapmak isteyecektir.

Vietnam

Son ticaret anlaşmaları ve Trans-Pasifik Ortaklığı’na katılmasının ardından Vietnam kararlı bir şekilde ABD ile yakınlaşmaya başladı. 1994 yılına kadar karşısına ABD’nin koyduğu ambargo çıkan Vietnam’da artık nüfusun üçte biri Vietnam Savaşı’nı hatırlamayacak kadar genç… Vietnam, yabancı yatırımcıları karşılamak için oldukça istekli ancak uluslararası şirketler bu fırsatlardan yararlanmakta geç kalıyor. Pahalılaşan ve yavaşlayan Çin ekonomisiyle birlikte Vietnam özellikle tekstil ve elektrik alanlarında üretim için cazip bir yer haline geldi. Şimdi ülke, yeni yatırımcılarını bekliyor.

Başarmak için öneriler:

  • Bulunduğunuz ülkeye yerel gözle bakın: Uzun vadeli yerel bir ekip kurabilir, ülkenin kültürünün bilincinde olarak yerel yeteneklerin önemli inisiyatiflerinize öncü olmasını sağlayabilirsiniz.
  • Yerel liderlik ile kendi liderliğinizi birleştirin: Siz liderliğinizi sürdürürken, yerel düzeyde güçlü liderleriniz olduğundan emin olun.
    Sabırlı olun: Yatırımın karlılığını göz önünde bulundurarak uzun vadeli bir perspektif geliştirin.
  • Esnek bir iş modeli oluşturun: İş modelinizin rekabetçi tehditlere ve hızlı büyüyen pazarların özel ihtiyaçlarına anında cevap verebilmesini sağlayın.
  • Güçlü bir “çalışanı koruma” programı geliştirin: Çalışanlara istek ve motivasyon oluşturacak rekabet bazlı ücret ve yan haklar, gelişim fırsatları, eğitim ve programlar sunun.
  • Uzun vadede sermaye artışı sağlayın: Yeterli sermaye doğru yetenekler kazanmanızı ve korumanızı sağladığı kadar uygulanabilir bir iş modeli geliştirmenize de yardımcı olur.
  • İş ortamını anlayın: Yönetim ve yönetim kurulunun uluslararası bir şirketi idare edecek yeterli tecrübesi olduğundan emin olun.
    Yerel ve güvenilir bir danışman bulun: Danışman size hem yerel devlet görevlileriyle ilişkilerinize yardımcı olur hem de mevzuat ve vergi konularında tavsiyelerde bulunabilir.
  • Hükümet ile nasıl anlaşmaya varacağınızı öğrenin: Hükümetle çeşitli iş bağlantıları veya bürokratik süreçlerin yürütülmesi için yerel veya pazar uzmanlarıyla çalışın.
  • Yolsuzluk karşıtı sağlam bir politika oluşturun: İşletmenizde küresel etik standartlarını işler haline getirin, şirket içi eğitimlerinde bu standartları ödünsüz koruyun.
  • Şirket dışı faaliyetlerde zaman geçirin: Kültürü deneyimlemek, insanlarla tanışmak, faaliyetleri görmek ve yönetimin hangi işlerle meşgul olduğunu anlamak yöneticilerin hızlı büyüyen pazar faaliyetlerini daha iyi anlamalarını sağlayabilir.
  • Açık bir çıkış stratejisi belirleyin: Bazen bir ülkeden ayrılmak o ülkeye yatırım yapmaktan çok daha zor olabilir. Belirlenmiş bir süre içinde hedeflenen seviyede kazanç elde edememeniz durumunda ülkeden ayrılmak için bir çıkış stratejisini, ona ihtiyaç duymadan önce geliştirin.

KPMG Gündem 28

KPMG Gündem 28. sayısında iş dünyasındaki profesyonellere zengin ve renkli bir içerik sunuyor.

 
Daha fazlasını oku

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder