İngiltere-Türkiye sigorta sektörleri ses veriyor | KPMG | TR

İngiltere-Türkiye sigorta sektörleri ses veriyor

İngiltere-Türkiye sigorta sektörleri ses veriyor

KPMG Türkiye, Türk ve İngiliz uzmanlarla sigorta sektöründe iki ülke arasındaki olası işbirliklerini analiz etti. Türkiye ve Birleşik Krallık Arasında Finansal Hizmetlerde İşbirliği Projesi kapsamında “Sigorta ve Emeklilik: Türkiye ve Birleşik Krallık arasında uzun vadeli değer yaratmak için öneriler” adlı çalışmanın sonuçları, İstanbul’da düzenlenen konferansta açıklandı.

1000

İlgili içerik

 İngiltere-Türkiye sigorta sektörleri ses veriyor

Birleşik Krallık Hükümeti’nin, “Türkiye ve Birleşik Krallık Arasında Finansal Hizmetlerde İşbirliği Projesi” için Türkiye sigorta sektörünün analizinin yapılması talebi üzerine harekete geçen KPMG ekibi, hazırladığı çalışmanın sonucunu açıkladı.

Daha önce Birleşik Krallık Yatırım ve Ticaret Ajansı (UKTI) ile bu konuda bir proje gerçekleştiren KPMG ekibi, KPMG Global Strateji Grubu Şirket Ortağı Raymond Timmer ve Gülşah Gülser öncülüğündeki takım ile yine başarılı bir iş çıkardı. Çalışmada, her iki ülkenin sigorta sektörlerindeki fırsatlar, zorluklar ve gelişim alanları belirlendi. “Türkiye ve Birleşik Krallık Arasında Finansal Hizmetlerde İşbirliği” adlı çalışmanın sonuçları, düzenlenen konferansta kamuoyuyla paylaşıldı. Araştırmanın sonuçlarını, İngiltere’nin  İstanbul Başkonsolos Yardımcısı ve Ekonomi Bölümü Başkanı Rafe Courage, KPMG Gündem için değerlendirdi.

Türkiye & Birleşik Krallık Finansal Hizmetler İşbirliği programından bahseder misiniz?

Bu programın temel amacı ve vizyonu nedir?

Birleşik Krallık Finansal Hizmetler Ticaret ve Yatırım Kurulu  (FSTIB) dünya genelinde sermaye piyasalarının gelişimini destekliyor. İngiltere’nin destek verebileceği başlıca ülkeler için projeler hazırlıyor. FSTIB, İngiltere hazinesinin bir parçası olarak çalışıyor ve hükümet ile işletmeleri bir araya getiriyor. Kurulun asıl hedefi küreselfinans piyasasının merkezinde olan İngiltere’nin konumunu güçlendirmek ve ülke çapında istihdam yaratıp büyümeyi desteklemek.

Finansal Hizmetler sektörü hızlı ve güçlü bir şekilde gelişen Türkiye, FSTIB’nin projeleri kapsamında belirlediği öncelikli ülkelerden biri. Türkiye, yüksek gelirli gelişmiş bir ekonomiye dönüştüğü ve küresel varlığını artırdığıçok önemli bir dönem yaşıyor. Kraliyet hükümeti, Londra ve Birleşik Krallık şirketleri bu kapsamda, Türkiye finansal hizmetler sektörünün gelişimini hızlandırmak amacıyla ortaklıklar yapmayı istiyor.  Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı ve Birleşik Krallık Hazinesi 2015- 2016 yılları itibariyle, Türkiye’de finansal hizmetler alanında Türkiye-Birleşik Krallık Ortaklık Projesi geliştirdi. Bu projenin amacı; Türkiye’nin ekonomik gelişimine katkıdabulunmakta önemli payı olan Türkiye Sermaye Piyasalarının gelişimini hızlandıracak önemli basamakları, özellikle İslami finans, sigorta, emeklilik ve varlık yönetimi sektörlerine odaklanarak tespit etmek olarak belirlendi.

Bu program kapsamında ne tür çalışmalar yapıldı? Nasıl bir katkı sağladı? Gelecekte ne gibi çalışma ve organizasyonların yapılması öngörülüyor?

Türkiye ve Birleşik Krallık Arasında Finansal Hizmetlerde İşbirliği Projesi kapsamında İstanbul’da bulunanİngiliz Konsolosluğu ile Londra, Ankara ve İstanbul’da birçok etkinlik organize edildi. Bu etkinliklerde Türkiye ve Birleşik Krallık özel ve kamu sektörü çalışanları, medya mensupları ve sivil toplum örgütleri bir araya geldi. Hedefi iki ülkenin işbirliği sayesinde, Türkiye Finansal Hizmetler sektörünün gelişimini sağlamak ve İstanbul’u, uluslararası bir fi merkezi konumuna gelme hedefi doğrultusunda desteklemek. Buna ek olarak, Türkiye’nin potansiyel gelişimi ve sermaye piyasalarında özellikle İslami fi sigorta, emeklilik ve varlık yönetimi alanlarında işbirliği fırsatlarıyla ilgili dört sektör raporunun hazırlanması amacıyla bağımsız danışmanlar görevlendirildi.

Etkinliklerde ve toplantılarda bir araya gelen Türkiye ve Birleşik Krallık sektör uzmanları, Türkiye Finansal Hizmetler sektörünü geliştirmek, özellikle de İstanbul Finans Merkezi Projesi için büyük bir istek ve arzuolduğunu kanıtladı. Birleşik Krallık, Türkiye’nin ekonomik gelişimini daha da desteklemek için oldukça istekli.Finansal Hizmetler, Türkiye’nin ekonomik gelişimi için en önemli taşlardan biri. İnanıyoruz ki İngiltere’nin uzmanlığı olan İslami finans, sigorta ve varlık yönetimi gibi alanlarda şirketlerin ve de hükümetlerin işbirliklerine katkı sağlayacağız.

1,3 milyar sterlinlik Refah Fonu Türkiye’yi de destekleyecek

Kasım 2015 itibariyle önümüzdeki beş yıl için BirleşikKrallık 1,3 milyar sterlin değerinde Refah Fonu oluşturdu. Refah Fonu’nun amacı sürdürülebilir ekonomik büyümeyi desteklemek ve Birleşik Krallık şirketlerini de içerecek şekilde uluslararası işletmeler için fırsatlar yaratmak. Finansal Hizmetler sektörü alanındaki çalışmalarımız yeni Refah Fonu kapsamında devam edecek. Türkiye Finansal Hizmetler sektöründeki değişimlere yön veren büyük çaplı projeleri desteklemek ve çok uluslu şirketlerin yatırım yapıp faaliyetlerini devam ettirmesi için daha uygun ortamı oluşturmayı hedefliyoruz. Türkiye Hükümeti, özel sektörve Türkiye’de bulunan sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışmaya devam etmeyi amaçlıyoruz.

Türkiye’deki sigorta sektörü hakkında tespitleriniz nelerdir?

Türkiye’de sigorta sektörünün büyümesi GSMH’nin büyümesi ile güçlü bir şekilde ilişkilidir. 2015-2019 yılları arasında genç nüfus ve artan harcanabilir gelir gibi güçlü faktörlerin etkisiyle sigorta sektöründe yüzde 12,4’lük kayda değer bir büyüme öngörülüyor. Her ne kadar içerisinde birçok zorunlu sigorta (trafik, DASK vb.) barındıran hayat dışı segmentin penetrasyonu yüzde 1,3 ile hayat (yüzde 0,19) ve emeklilik (yüzde 0,03) segmentlerinden yüksek olsa da Türkiye’de emeklilik ve hayat sigortalarının büyümesi pek çok gelişmekte olan ülkedeki büyümenin üzerindedir. Genel olarak, Türkiye sigorta sektörü, parlak bir gelecek vaat etmektedir.

Yapılan çalışmadan Türkiye’yi diğer ülkelerden ayıran ilginç sonuçlar var mı?

 

Türkiye’de sigorta sektörü penetrasyonu özellikle hayat sigortası branşında oldukça düşük. Hayat sigortasında yaklaşık Türkiye’de yüzde 0,19 olan penetrasyon, İngiltere’de yüzde 5,96 seviyesinde. Müşterilerin sigorta ürünlerine karşı farkındalığının ve güveninin düşük olması temel neden olarak görülebilir. Bu nokta Türkiye’yi sigorta sektöründe görece daha gelişmiş ülkelerden ayıran önemli bir faktördür. Bir diğer ilginç nokta ise kârlılık. Kârlılık analizlerine baktığımızda Türkiye’nin özellikle hayat sigortası branşında İngiltere’den daha kârlı bir yapısı olduğunu gözlemliyoruz. Bu durum sektörün sağlıklı büyümesini de sağlayacaktır. Dağıtım kanalları da ele alınması gereken ilginç bir nokta. Hayat dışında acentelerin, hayat branşında ise banka sigortacılığının hâkim bir yapısı mevcut. Dağıtım kanallarının görece dengeli dağıldığı bir yapı mevcut değil. Bu durumun sektördeki şeffaflık üzerinde etkisi olabiliyor.

Sigorta sektöründeki trendler sektörü nasıl şekillendiriyor?

Bu trendler iki ülkeyi de nasıl etkiliyor?

Regülasyon ve de teknoloji ile ilgili trendler sektöre yön veriyor. Özellikle teknolojinin etkisi iki ülkede de hissediliyor. Online direkt satış, mobil uygulamalar ve sosyal medya, satış süreçlerinden tutun da yasaldolandırıcılığın saptanmasında bile kullanılıyor. İngiltere’de sigorta müşterilerinin yaklaşık yüzde 38’i hayat sigortasını online satış kanalı üzerinden alıyor. Türkiye’de de özellikle hayat dışı sigorta branşında online satışta artış ve potansiyel görülüyor. Mobil uygulamalar ve sosyal medya üzerinden yapılan reklamların müşteriler üzerinde oldukça etkili olduğu iki ülkede de konuşulan trendler arasında yer alıyor.

Yapılan çalışmada Türkiye’de yasal düzenlemelerin sektör için kritik etkileri olduğu ve önemli olduğu ortaya çıkıyor. Sizce Türkiye sektörde öncelikli olarak ne tür regülasyonlara ihtiyaç duyuyor?

Şu sıralar basında da sıkça karşımıza çıkan “auto enrollment” (otomatik katılım) için mevzuatın oluşturulması oldukça kritik bir süreç. Otomatik katılım sisteminin bireysel emeklilik sistemine katılımcıları artıracağı şüphesiz. Bu durum sektörün gelişmesini oldukça besleyecektir. Ancak otomatik katılım gerek operasyonel gerekse alt yapısal riskleri de beraberinde getiriyor. Bu nedenle kritik ve hassasiyetle yaklaşılması gereken bir konu olarak öne çıkıyor. Dağıtım kanalları özelinde birtakım yasal değişiklikler yapılabilir. Örneğin yasada brokerların ve acentelerin rollerindeki farklar ve rol tanımları netleştirilebilir. Yaptığımız yuvarlak masa toplantısında bu ayrımın çok net olmadığı dile getirilmişti.

Daha uzun vadeli adım olarak bağımsız bir denetleyici yapı kurulabilir. Yuvarlak masa toplantımızda şu aşamadasigorta sektöründe ayrı bir otoritenin varlığının karmaşıklığı ve teknik zorlukları beraberinde getirebileceğine değinildi Ancak, orta ve uzun vadede, daha bağımsız ve etkin bir yapı düşünülebilir.

Türkiye sigorta ve emeklilik sektörünün gelişimi açısından, İngiltere pazarı neden önemli bir örnek teşkil ediyor?

İngiltere’de sigortacılık sektörü çok uzun yıllara dayanıyor. 1688 yılında İngiltere’de Lloyd’s’un temellerinin atılmasıyla sigortacılıkta yeni bir dönem başladı. Uzun bir geçmişe sahip olan İngiltere gerek yasal altyapısı gerek ürün çeşitliliği gerekse sektördeki teknoloji adaptasyonu açısından oldukça önemli bir yere sahip. Bu durum İngiltere pazarını genel olarak önemli bir örnek olarak konumlandırıyor.

Türkiye ve İngiltere sigorta sektöründe yapılacak potansiyel işbirliklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu işbirliklerinde hangi alanların öne çıkması bekleniyor?

İki ülke arasında birçok alanda potansiyel işbirliği gerçekleşebilir. Bu alanları; eğitim, mevzuata ilişkin alt yapı geliştirme ve dağıtım kanallarının yapısı olarak sıralayabiliriz. Türkiye sektörün ihtiyaç duyduğu becerileri geliştirmek için İngiltere’deki eğitimlerden yararlanabilir. Örneğin Türkiye’de yeterli sayıda olmayan aktüerler ve de yeni gelişen tekafül (katılım sigortası) gibi ürünlerin eğitim programlarını geliştirmek için işbirlikleri kurulabilir. Ayrıca sektörde önemli değişikliklere yol açabilecek ürünleri ve mevzuatlarıgeliştirirken, otomatik katılım gibi alanlarda bilgi alışverişinde bulunmak, iki ülke için de tecrübeleri paylaşmak faydalı olacaktır. Her iki ülke de daha şeffaf bir dağıtım yapısı kurmak ve geliştirmek için fikir alışverişinde bulunabilir.

KPMG ve UKTI’ın işbirliği nasıl ve ne zaman başladı? Birlikte ne tür çalışmalar gerçekleştirildi?

KPMG ve Birleşik Krallık Yatırım ve Ticaret Ajansı (UKTI) işbirliği yaklaşık 3 yıl önceye dayanıyor. İlk projemizin konusu Türkiye’den İngiltere’ye FDI (Doğrudan Yabancı Yatırım) potansiyeli ve analizi ile ilgiliydi. Bu proje kapsamında Türkiye’den İngiltere’ye yatırım yapabilecek öncelikli sektörler ve şirketler detaylı bir analiz sonucunda belirlendi. Bu projenin devamı olarak yaklaşık bir yıl süresince tek bir takım gibi çalıştığımız bir proje gerçekleştirdik.

Proje kapsamı Türkiye’den İngiltere’ye giden doğrudan yabancı yatırım için belirlenen sektörlerdeki şirketler ile birebir görüşmelerde bulunup İngiltere’de sektör özelindekiyatırım fırsatlarını ve koşullarını sunmaktı. En son projemiz sigorta sektörü ile ilgiliydi. Bu proje kapsamında KPMG, sigorta sektöründe Türkiye ve İngiltere arasındaki olası işbirliklerini; sektördeki öncü isimler, İngiltere ve Türkiye’deki uzmanlar ve otoriteler ile görüşmeler yaparak detaylı şekilde analiz etti. Daha sonra rapordaki bulgularını İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz “Türkiye ve Birleşik Krallık Arasında Finansal Hizmetlerde İşbirliği” konferansımızda sunduk. Bu organizasyonun ardından KPMG organizasyonuyla konsolosluğumuzda, sektördeki öncü oyuncuların yöneticilerinin katıldığı bir yuvarlak masa toplantısı düzenlendi. Bu toplantıda da sektörle ilgili derinlemesine bilgi alışverişi yapabileceğimiz bir platform oluşturma şansımız oldu. Burada Raymond Timmer ve Gülşah Gülser liderliğindeki başarılı profesyonel uzmanlardan oluşan KPMG ekibi ile çalıştığımız için şanslıydık.

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder