Türk yatırımcıya Hollanda uyarısı | KPMG | TR

Türk yatırımcıya Hollanda uyarısı

Türk yatırımcıya Hollanda uyarısı

Uluslararası vergi adaletini sağlamayı amaçlayan ve şirketlerin kârlarının, elde edildiği yerde vergilendirilmesini öngören BEPS, Türk yatırımcının Hollanda’ya yatırım aşkını olumsuz etkileyebilir. BEPS’teki düzenlemeler uygulamaya girerse, Türkiye’den yurt dışına çıkan sermayenin yüzde 34’ünü çeken Hollanda avantajını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir.

1000

İlgili içerik

KPMG Türkiye Vergi Bölümü Şirket Ortağı Ayhan Üstün, diğer Avrupa ülkelerine göre doğrudan yatırımda Türk yatırımcının ilk tercihi olan Hollanda’nın BEPS düzenlemelerinden etkilenebileceği uyarısında bulundu. TC Merkez Bankası’nın Uluslararası Yatırım Pozisyonu Raporu’na göre, Türk yatırımcının 2001’de 4.6 milyar dolar düzeyinde olan yurt dışına doğrudan yatırım tutarının 2014 sonunda toplam 34 milyar dolara ulaştığına dikkat çeken Üstün, bu rakamın yüzde 61’inin Avrupa’ya, yüzde 28’inin ise Asya’ya dağıldığını kaydetti. Üstün, “Bu dağılımda Hollanda’nın payı yüzde 34… Azerbaycan yüzde 22, ABD yüzde 5, Malta yüzde 5, Almanya yüzde 4 ile Hollanda’nın arkasında yer alıyor. Görüyoruz ki, Hollanda’ya yatırımların, Türkiye’den yurt dışına toplam yatırımlar içindeki payı 2001’den 2014’e kadar her zaman yüzde 30’un üzerinde oldu. Yani Türkiye’den yurt dışına yapılan toplam yatırımların üçte biri Hollanda’ya gitti” dedi. Ayhan Üstün, bunun gerekçesini şöyle açıkladı:

“Hollanda, Avrupa’nın en büyük limanı ve su ulaşım ağını da içeren lojistik altyapısı sayesinde Avrupa içinde ve dışında ticaret yapmak isteyen firmalar için özel bir öneme sahip. Dünya Bankası’nın yayımladığı ‘Logistic Performance Index-2014 Raporu’nda dünya sıralamasında ikinci olması bunun göstergesi. Teknolojik gelişim, eğitim ve yaşam kalitesinin yüksekliği, serbest ticareti ve girişimciliği teşvik eden iş ortamı gibi, Hollanda’ya yatırımı teşvik edebilecek nedenler arasında sayılabilir. Ancak, Türkiye’den yurt dışına giden yatırımlara
baktığımızda, önemli kısmında Hollanda’nın bir ara ‘holding ülkesi’ olarak
kullanıldığını ve nihai olarak üçüncü bir ülkeye aktarılan yatırımlardan
oluştuğunu görüyoruz.”

Yatırımcı için cazip, çünkü…

Üstün, Hollanda’nın bir ‘holding ülkesi’ olarak cazip bulunmasını sağlayan vergi avantajlarını şöyle sıraladı:

  •  Dünyada en fazla ülkeyle Çifte Vergilendirmeyi Önleme (ÇVÖ) Anlaşması ağı olan ülkeler arasında. (2014 yılı itibarıyla 100’ü aşkın ülke ile ÇVÖA var)
  • Kurumlar vergisi oranı yüzde 20 - 25 ile Avrupa’nın en düşük oranları arasında. 
  • Hollandalı bir şirketin (Hollanda içi veya dışı) iştiraklerinden veya şubelerinden elde ettiği kazancın vergilenmemesini sağlayan geniş bir istisna rejimi var. 
  • Yabancı sermayeli şirketlerin Hollanda’da tabi olduğu avantajlı bir vergi rejimi var.
  • Ar-Ge ve benzer teknolojik yatırımlar için özel vergi teşvik rejimlerine sahip. 
  • Yabancı ülke vatandaşı olan çalışanlara özel vergi indirim ve istisnaları uygulanıyor.”Bu uygulamalar nedeniyle Hollanda’nın ‘holding şirketleri’ için ideal bir rejim olduğunu belirten Üstün, “ÇVÖ Anlaşması sayesinde Türk yatırımcıların temettü gelirleri Türkiye’de vergiden muaf tutuluyor. Bu, Türkiye’nin taraf olduğu ÇVÖ anlaşmaları arasında çok az sayıda anlaşmada yer alıyor. Hollanda’nın sağladığı diğer avantajlar bu özel istisna ile birleştiğinde neden Türkiye’den yurt dışına giden yatırımlar için merkez üs haline geldiğini daha net anlatıyor” dedi.

BEPS ne getirecek?

Ayhan Üstün, OECD bünyesinde hazırlanan, zarar verici ve vergi kayıp-kaçağına yol açan uygulamalarla mücadeleyi amaçlayan BEPS (Matrah Aşındırma ve Kar Aktarımı) düzenlemesinin, var olan mekanizmayı etkileyebileceği uyarısında bulundu. Üstün, şöyle konuştu:

“Esasen tavsiye kararı niteliğinde olan ama uygulaması uluslararası kamuoyu tarafından takip edilecek düzenlemelere geçiş için ülkelere süre tanındı. BEPS kapsamındaki kararlardan bir tanesi vergi anlaşmalarından kaynaklanan menfaatlerden uygun olmayan şekilde yararlanılmasını engellemeyi amaçlıyor. Henüz ülkelerin hangi değişiklikleri, ne ölçüde kabul edeceği belli değil ancak süreci yakından takip etmek gerek. Çünkü mevcut durumda, Türk yatırımcı Hollanda’da kurduğu bir ara holding şirketi aracılığı ile 3’ncü bir ülkeye yatırım yaparak ilk adımda hem Hollanda’nın o ülke ile olan vergi anlaşmasının avantajlı hükümlerinden hem de Hollanda yerel mevzuatının getirdiği istisnalardan yararlanabiliyor. Bir sonraki adımda ise Hollanda’dan Türkiye’ye aktardığı kazançlar ile ilgili Hollanda-Türkiye vergi anlaşmasından da yararlanıyor. Sonuçta 3’üncü ülke kaynaklı bir kazancı Türkiye’ye vergi yükü olmadan getirmeyi başarıyor. Ancak BEPS’te önerilen özel düzenlemelerin kabulü durumunda; Türkiye kaynaklı bir yatırımcının Hollanda’da önemli bir faaliyeti, ortaklığı, yatırımı bulunmuyorsa sadece holding şirketi kurarak Hollanda ile 3’üncü ülkelerin vergi anlaşmalarından menfaat temin etmesi ve üstüne bir de Türkiye – Hollanda Anlaşması’nın getirdiği özel istisna avantajından yararlanması sürdürülemez bir yapıya dönüşebilir. Bu konuda son değerlendirme, belirtildiği gibi söz konusu anlaşma ve yasal düzenleme değişiklikleri ortaya çıkınca yapılabilir.”

Ara çözümler devrede

Taraf ülkelerin tedbir alarak kendi mevzuatlarında bazı değişiklikler yaptığını ve ara çözüm olabilecek uygulamalara başladıklarını hatırlatan Üstün, “Örneğin, Hollanda 2014 yılından geçerli olmak üzere Hollanda’da kurulu bir şirketin Hollanda mukimi sayılabilmesi ve vergi anlaşmalarından yararlanabilmesi için gerekli olan asgari standartları geliştirdi. Hollanda’da kurulu şirketin yöneticilerinin en az yarısının Hollanda mukimi olması ve aynı zamanda şirketin iş kolu hakkında yeterli deneyime sahip olması, şirketin önemli yönetim kararlarının Hollanda’da alınması gibi yeni standartlar getirildi” dedi.

Bu gibi ara düzenlemelerin OECD ve uluslararası kamuoyu tarafından yeterli görülüp görülmeyeceğinin zaman içinde belli olacağını vurgulayan Üstün, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Uzun vadede OECD’nin önerdiği aksiyon planlarının bir ölçüde AB tarafından benimseneceği ve AB üyesi ülkelere uygulanmasının zorunlu hale geleceği şeklinde bir öngörü var. Böyle bir durumda, AB direktifleri doğrultusunda Hollanda’nın gerek Türkiye ile gerekse diğer ülkelerle olan vergi anlaşmalarının BEPS aksiyon planı doğrultusunda revize edilmesi halinde, özel düzenlemeleri geçemeyen ara holding yapılarının sürdürülemeyeceği ve yeniden yapılanmasının gerekeceğini söyleyebiliriz. Türkiye kaynaklı yatırımcıların, gerek mevcut gerek planlanan yatırımları için süreci yakından takip etmesini ve ihtiyaç olduğu noktalarda uzman desteği alınmasını tavsiye ediyoruz.”

Daha detaylı bilgi için:

Figen Tahiroğlu Würsching

Kurumsal İletişim ve Pazarlama, Kıdemli Müdür

Tel: +90 216 681 90 00

ftahiroglu@kpmg.com

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder

KPMG’nin yeni dijital platformu

KPMG International, yeni ve ilişkili içeriklere uygun, deneyiminizi geliştiren son teknoloji bir dijital platform geliştirdi.