Değişimin katalizörü olacağız | KPMG | TR

Değişimin katalizörü olacağız

Değişimin katalizörü olacağız

Hızına yetişemediğimiz dönüşüm her gün karşımıza ‘yeni bir durum’ çıkarıyor. İş dünyasında tahtalar siliniyor, ekonomide kurallar yeniden yazılıyor. Yönetim kurullarının sabit gündem maddesi değişim ve değişime uyum sağlamak. Sürdürülebilir ve sağlıklı işletmelerin kalbi diye tanımlanabilecek iç denetim, dönüşüm rüzgarının neresinde?

1000

İlgili içerik

Türkiye İç Denetim Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Menteş Albayrak

Türkiye İç Denetim Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Menteş Albayrak ile başlangıcından bugüne mesleğin izini sürdük, değişimin etkilerini ve ihtiyaçları konuştuk. Albayrak, mesleğe değer katacak bir dönüşüm yaşadıklarını söylüyor. Bu yolda TİDE’yi etkili bir enstrüman olarak kullandıklarını anlatan Albayrak’a göre hedef belli: Değişimin katalizörü olmak

TİDE, iç denetim mesleğini icra edenleri bir çatı altında topluyor. Derneğin amacı ne ve hangi faaliyetlerde bulunuyor?

İki temel amacımız var. Birincisi mesleğimizi tanıtıyoruz; kurumlara, kamu kuruluşlarına, özel kuruluşlara ve diğer meslek örgütlerine iç denetimin önemini, kurumsallaşma ve sürdürülebilirlik açısından gerekliliğini, şirketlerin, organizasyonların bu işten sağlayabilecekleri faydaları anlatıyoruz. İkinci amacımız ise; meslektaşlarımızın da bu faydanın arkasını dolduracak şekilde yetkinliği gerekiyor. Bu yetkinliği sağlamak amacıyla düzenli eğitimler veriyoruz, meslektaşlarımızın gelişimini destekliyoruz.

Nasıl eğitimler düzenleniyor?

Kongreler önemli eğitim araçlarından biri. Yılda en az bir kez kongre düzenliyoruz. Burada en güncel konuları meslektaşlarımızın dikkatine sunuyoruz. Farklı faaliyetlerimiz de var. Sertifikasyon çok önemli mesleğimizde. Biz mesleğin standartlarını, sertifikasyonları belirleyen, sınavları hazırlayan, dünyada 190 ülkede, 190-200 bin üyesi bulunan IIA’nin (Institute of Internal Auditors - Uluslararası İç Denetçiler Enstitüsü) faaliyetlerini Türkiye’deki meslektaşlarımıza aktarıyoruz. IIA’e akrediteyiz. Hem IIA hem de ECIIA (Avrupa İç Denetim Enstitüleri Konfederasyonu - European Confederation of Institutes of Internal Auditors) üyesiyiz. Dolayısıyla meslektaşlarımızın bu sertifikasyonları edinmesini hem teşvik ediyor hem de başvuruları alıp süreci yönetiyoruz. TİDE Akademi adlı eğitim birimimizde sertifikasyon eğitimleri veriyoruz. Ayrıca mesleki ve kişisel gelişimle ilgili eğitimler de programımızda yer alıyor.

İç denetim neden önemli?

İç denetime, işletmelerde kurumsallaşmanın sacayaklarından biri olarak bakıyoruz. Faaliyetlerini sağlıklı sürdürmeleri için iç denetimin büyük önemi var. İşletmeler faaliyetlerini yürütürken belirli riskleri / fırsatları gündeme getirerek yollarını aydınlatmaya çalışıyoruz ve güvence veriyoruz. Sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahip. Çünkü sürdürülebilirlik de kurumsal yönetimin ayaklarından biri. Şirketlerin sağlıklı kararlarla ve minimum riskle geleceğe adım atabilmesi için tek gerçek varsa o da kurumsallaşma.

Danışmanlık katma değer yaratıyor

İç denetçiler ne yapar?

Başlıca iki iş yapıyoruz. Bir; yapılan işlere güvence veriyoruz, gözden geçiriyoruz. İşi, hem uyum hem riskler hem de süreçler açısından değerlendiriyoruz. Bu güvence fonksiyonumuz. İkinci fonksiyon ise danışmanlık. Kurumlarımıza asıl katma değeri danışmanlık şapkamızla sağladığımızı düşünüyoruz. Çünkü mesleği tanımlarken güvence ve danışma hizmetleri diyoruz. Güvence iç denetimin temel işi. Olmazsa olmaz. Onu iyi yapmadan danışmanlık tarafına geçmemiz mümkün değil. Son dönemde dünyada yeni bir trend var. İç denetimin katma değer taahhüdünü biraz daha geliştirebilmek için danışmanlık şapkası ön plana çıkıyor gibi. Yine de burada en önemli kriter güvence fonksiyonu. Yani güvence kısmını mükemmel şekilde tamamladıktan sonra diğer adımı atabilirsiniz.

Bu trend iş dünyasının ihtiyaçlarından mı doğdu? Küresel anlamda iş dünyasının yönüyle mi ilgili? 

Biraz öyle. 2001 küresel ekonomik krizinden sonra dünyada ciddi bir güvence ihtiyacı olmuştu. Güvence ve uyum diyelim buna. Bu konuda özellikle küresel şirketler önemli mesafe katetti ve bu işe önemli miktarda yatırım yaptılar. Bunun dışında uyum yöneticileri var, risk yöneticileri var. İç denetim de bu aktörlerden bir tanesi. Evet bir kısmı kriz sonrası yasal zorunluluk olmak üzere, belirli oranda yatırım yapıldı ama iş dünyasında hep deriz ya, yatırımın verimliliğini artırmak diye bir gerçek var. İşte bu sebeple iş dünyası bu kaynağı nasıl daha verimli ve etkin kullanırız diye düşünmeye başladı. Bu sorgulama bizim mesleğe ‘biz sizden daha fazla katma değer bekliyoruz’ beklentisiyle yansıyor. Sektör bu yatırımı nasıl değerlendiririz, beklentiyi nasıl karşılarız derken yeni bir fikir doğuyor. Danışmanlık tarafındaki faaliyetler bu düşünceyle başlıyor ve gelişiyor. Ancak ilk ve temel işimiz hâlâ güvence.

 

Mesleğinizde bir değişim ve dönüşümden mi bahsediyoruz?

Kesinlikle buna çok inanıyorum. Geleneksel meslektaşlarımız değişime direnç gösterebiliyor. Bunu iki yıl önceki kongrede anlattım. İş uyumunu yükseltmek, iç denetçileri kurumsal polis kimliğinden çıkarıp bir tür yardım / destek birimi, işleri geliştiren insanlara yardımcı olan bir birim olarak tanımlamak ve iç denetimi de bu şekilde konumlamak gerektiğine inanıyorum. Dünya bu kadar hızlı değişirken mesleğimizin hiç değişmeden yapılmasını beklemek sağlıklı değil. Meslekte dönüşümün kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Klasik teftiş odaklı bakış açısından, daha iş paydaşı, şirketler içinde değişimin katalizörü rolünü üstlenen, değişimi tetikleyen ve destekleyen bir misyona doğru evriliyoruz.

Bugünkü iş yapma sisteminde, işletmelerdeki birçok iyi uygulamayı bir birimden diğer birime taşıyoruz, öneriler sunuyoruz. Mesleğimizdeki katma değeri, danışmanlık dediğimiz bu tarafın sağlayacağına inanıyorum.
İşletmede diğer departmanlarda çalışanların karşısında değil yanında olduğumuzu anlatabilmemiz, bunu karşı tarafa aktarabilmemiz gerekiyor. Bu yüzden bu yılki kongrenin temasını iletişim olarak belirledik. Çünkü meslektaşlarımızın iletişim alanında da ciddi gelişime ihtiyacı var.
 

Bilgiyi işleyen bal arılarıyız

İç denetim bu anlattığınız noktaya nereden geldi, nasıl başladı ve özellikle Türkiye’de nasıl gelişti?

Türkiye’de iç denetçilik, büyük holdinglerin, bankaların denetim ve klasik anlamda kontrol odaklı teftiş anlayışıyla başlayan bir meslek. Dünyada da böyle. Muhasebenin ardından denetim gelişmiş. Türkiye’de yola çıkarken mesleği biraz daha müfettiş / teftiş kimliğinde görüyoruz. Denetçi biraz da çekinilen kişiymiş. TİDE 1995 yılında kuruldu ve mesleğin bu anlamda dönüşümü için çok emek sarf etti. Gerçekten de küresel uygulamalarla paralel olarak en azından güvence tarafındaki yaklaşım ve dönüşümü sağlıklı olarak gerçekleştirdi. Bugün ‘Bu işi iyi yapıyorum’ diyen kurumların çoğu ‘Biz müfettişten çok şirketimize fayda sağlamak için çalışan birimleriz’ anlayışında. Bu işi pozitif, yapıcı şekilde, karşı tarafı da ikna ederek yapmak önemli. Mesela eskiden denetimden sonra sadece tespit yazılırmış. Şimdi iç denetçilerin denetim raporlarında sadece tespit değil o aksaklığın nasıl giderileceğine dair öneriler de mutlaka yazılıyor. Karşı taraftan bununla ilgili aksiyon planlarını istiyoruz. Süreç ve kontrollere ilişkin öneriler, işimizin güvence tarafında. Operasyonel verimlilik ve işletmenin etkinliği için süreçleri geliştirmek danışmanlık şapkamızla yaptığımız iş.

İç denetimden çıkan bilgiyi işliyorsunuz yani?

Biz bal arıları diyoruz kendimize… Bir yerdeki bilgiyi diğer tarafa taşıyıp, geliştiriyoruz. İş yapış şekillerini geliştiren bunun sonucunda verimlilik, etkinlik artışı, müşteri memnuniyeti, kalite artışı ve maliyet düşüşü de sağlayan önerilerimizi danışmanlık şapkası altında değerlendiriyoruz.
 

İç denetim inovasyonu tetikler

Mesleğinizi icra ederken deneyim, yetkinlik çok önemli değil mi?

Evet, söylemesi kolay ama yapması kolay değil. Önce güvenceyi öğrenecek sonra yıllar içinde işle ilgili her alan hakkında bilgi edinecek ve bu bilgileri aktarmaya başlayacaksınız. Danışmanlık tarafında daha kıdemli ve daha deneyimli bir denetçi profili ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bu profilin de iki önemli özelliği var; birincisi iş ve sektör bilgisi, ikincisi iletişim yetkinliği. Olayı bir şekilde aktarabilmek, karşı tarafa kabul ettirip içselleştirmesini sağlamak ve sonra aksiyona yöneltmek. Çok sık söylüyorum, denetimin katma değeri, değişimi tetiklediği noktada doğar. Yani denetim raporlarınızla karşı tarafa aksiyon aldırabiliyorsanız orada katma değer var. Buradan inovasyona bağlıyorum ve şunu iddia ediyorum, iç denetim inovasyonu destekler. Birikimlerle oluşan değişim de bir inovasyondur. Örneğin bizim Anadolu Grubu'nda yaptığımız gibi her sene 1000 öneri getirirseniz ve aksiyon aldırırsanız siz aslında bu aksiyonlarla organizasyonunuzu ileriye taşırken değişimi de tetiklersiniz. Buna birikimli inovasyon diyoruz. Denetimin danışmanlık tarafını, inovasyonu tetikleyen etkili bir araç olarak görüyorum. Bunu anlatmayı da görevimin önemli bir parçası olarak değerlendiriyorum.

Yeni iç denetçi profili

İç denetçi profili ne yönde değişecek, bu ekipte hangi nitelikleri yüksek gençler göreceğiz?

Eskiden ağırlıklı olarak analitik düşünce kapasitesine bakardık ama artık bugün analitik kapasite olmazsa olmaz. İşin temeli. Bunun üzerine iki önemli kriter daha girdi işin içine. Birincisi BT; gelecekte işimizi bugünkü gibi yapmayacağız. Bilgi teknolojilerinden denetim süreç yönetiminde faydalanacağız. Süreçlerin hepsi bir yazılım içinde gerçekleşecek. İkincisi veri analizi; veri madenciliği dediğimiz teknolojilerin bizim meslektaşlarımız tarafından biliniyor ve kullanılıyor olması lazım. Veri analizi ve veri madenciliği kısmında, BT teknolojileri yetkinliği ve yatkınlığında gençler iç denetim ekipleri bünyesine girecek. Bir de dediğim gibi iletişim yetkinlikleri, sosyal yetkinliklerin önemi artacak. Çevresiyle doğru ve dengeli iletişim kurabilen, anlamlı ilişkiler tesis edebilen denetçi profili ön plana çıkacak.

Peki, Türkiye’deki şirketlerin durumu nedir, iç denetime hak ettiği değer veriliyor mu?

Sektör tecrübelerimizle yanıtlamak gerekirse finans sektöründe bu iş hakkıyla yapılıyor. Çünkü orada 2001 krizinden sonra gelen ciddi regülasyonlar var. Finans sektöründe dünya standartlarındayız. Ulusal küresel şirketler de dünya standartlarında. Büyük grupların hepsinde iç denetim vardır ve aktif olarak çalışır, önem verilen birimdir. Meslek standartlarımız dedik ya, dünyanın neresine gidersek gidelim aynı standartlar geçerlidir. Mesleği uluslararası standartlarda yaparsanız ABD’de de aynı Türkiye’de de. Uluslararası standartlar sizi çıtanın üzerinde tutar. Aile şirketlerinde, KOBİ’lerde ise gelişim potansiyeli var.

TİDE’nin bu alana yönelik bir çalışması var mı? 

Altı ilde sanayi ve ticaret odalarıyla KOBİ’lere yönelik mesleği ve kurumsallaşma merkezinde mesleği tanıtan toplantılar yaptık. Bu toplantılar canlı yayın ile Bloomberg HT kanalında da yayınlandı ve tüm Türkiye’ye ulaştı. Güzel bir karşılık aldık. Önümüzdeki sene bunu tekrarlayacağız. KOBİ’lere temas etmek, iletişim planımızda stratejik önceliklerimiz arasında.

Şirketlerin iç denetime bakış açısı ne olmalı?

Şirketler, “İç denetim birimi işlerimizi geliştirmek için değerli ve önemli bir kaynak” diye görmeli. Bir sorun olduğunda davet edilmemiz, varmayı arzu ettiğimiz nokta. Talep yönetimden gelmeli, “Şu süreci geliştirirken, sistemi kurarken projenin içinde denetim ekibinden de biri olsun” denmeli ki süreci daha verimli şekilde dizayn edebilelim.

İşin başı iletişim

Kongreden söz edelim, bu yılki kongrenizin teması 'İletişim Zekası'ydı. Ne mesaj veriyorsunuz bu temayla?

Bu temanın arkasındaki slogan; ‘Güven kazan, etki yarat, değer kat’. Yani işimizi yaparken önce güven kazanacağız, insanlar güvendikten sonra bizi dinleyecek, etki yaratacağız, bunun sonucunda da değer katacağız. Bu yolculuğun başında da iletişim var.

İki yılda bir akademik forum yapıyoruz, akademik camiayla iç içeyiz. İki yılda bir gençlik zirveleri yapıyoruz. TİDE olarak Marmara Üniversitesi Almanca İşletme Fakültesi’nde geçen sene dördüncü sınıflar için seçmeli İç Denetim dersinin içeriğini biz dizayn ettik. ABD’deki programı Türkiye’ye uyarladık. IIA’in Internal Audit Education Partnership Programı’na akredite ettirdik. Aslında işimizi ve geleceğimizi paylaşacağımız meslektaşlarımızı yetiştiriyoruz. 

Marmara Üniversitesi’ndeki program hakkında detay verir misiniz?

Marmara Üniversitesi’nde uyguladığımız program, geleceğin iç denetçi profilini destekliyor. 14 haftalık bir programdı, 14 başlık vardı. Her hafta bir konuda ‘Bu iş nasıl yapılmalı?’ sorusunu yanıtladık. Bir hafta da uzman bir eğitimci, iletişimi anlattı. Yani biz gençlere perspektif sunduk. İlk 3’e giren gençlere staj imkanı sağladık. 2016’da başlayan bu program bu yıl da devam edecek. Hatta kapsamını başka üniversitelere yaymak istiyoruz.

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder