Kimya endüstrisi iklime ayak uydurmalı | KPMG | TR

Kimya endüstrisi iklime ayak uydurmalı

Kimya endüstrisi iklime ayak uydurmalı

Başarısını değişime adapte olabilme yeteneği üzerine inşa eden küresel kimya endüstrisi iklim değişikliği sınavı veriyor. İklim değişikliği sebebiyle yaşanabilecek sorunlar kapıda… Yeni nesil küresel tedarik zincirlerinin tasarlanması, geliştirilmesi ve sürdürülmesi için şirketlerin daha fazla yatırım, daha fazla çalışma yapması gerekiyor.

1000

Yatırım Danışmanlığı, Associate Partner

KPMG Türkiye

İletişim

İlgili içerik

Küresel kimya şirketlerinin en büyük sorunlarının başında iklim değişikliği geliyor. Şirketlerin giderek daha karmaşık hale gelen tedarik zincirleri, büyük fırtınalar, seller, kıtlık, artan sıcaklık ve diğer iklim olaylarından olumsuz anlamda fazlasıyla etkileniyor. Çoğu krizde olduğu gibi iklim değişikliği de kimya sektörü için hem risk hem de fırsat barındırıyor. Başarılı şirketler ve tedarikçileri, 21’inci yüzyılda riskleri azaltmak ve sürdürülebilirliği geliştirmek üzere, tedarik zinciri stratejilerini gözden geçiriyor.

Şirketler için değişim iklimi

Birçok sektörde tartışma son bulmuş durumda: Küresel ısınma, insan faaliyetinin neden olduğu sera gazı seviyelerinin artmasından kaynaklanıyor. Hâlihazırda kimya şirketleri sık sık, değişen hava şartları nedeniyle hedef pazarları ve ham madde kaynaklarının etkilendiği durumları raporluyor.

İklim değişikliği aynı zamanda sera gazı emisyonlarını düşürmek, fosil yakıtları dışında enerji kaynakları geliştirmek, su kullanımını sınırlamak ve faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkilerini azaltıcı adımlar atmaları için şirketler üzerindeki mevzuat ve düzenleyici kurum baskılarını da artırıyor. 2015 Aralık ayındaki Paris İklim Değişikliği Konferansı’nda yaklaşık 200 ülkeden dünya liderleri, küresel sıcaklık artışını 2°C derecenin altında tutmak için tarihi bir adım atarak karbon emisyonlarını sınırlama anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, Avrupa Birliği’nin Emisyon Ticaret Sistemi gibi diğer düzenleyici yaptırımlarıyla birlikte önümüzdeki yıllarda kimya sektörünü oldukça etkileyecek.

Karbon nötr bir dünya mümkün

Hükümetler karbon nötr bir dünya yaratmaya yönelik kararlılık düzeylerini artırıyor. Yatırımcılar ise ekstrem hava gibi iklim değişikliği üzerindeki fiziksel etkiler, iklim ile ilgili düzenlemeler, pazar dinamikleri ve paydaş baskısından kaynaklanan mali etkiler hakkında şirketlerin daha şeffaf olmasını bekliyor. İklim değişikliğini yeterli ölçüde dikkate almayan yatırım stratejileri, beklenmedik ilave riskler ile karşılaşabilir.

Kimya tedarik zincirleri için farklı riskler

İklim değişikliği, küresel kimya tedarik zincirleri açısından yeni ve geniş çapta kabul görmüş riskler barındırıyor. İşin tuhaf tarafı bu risklerin birçoğu, şirketlerin daha yalın ve daha maliyet etkin tedarik zincirleri oluşturmak için yıllarca sürdürdükleri ve küresel piyasalarda rekabet avantajı kazandıkları faaliyetlerin sonuçları.

1990’lı yıllarda geliştirilen envanter süreçleri, ilgili maliyetleri önemli ölçüde azaltabilmişti. Ancak herhangi bir rezerv kapasitesi olmadan, kötü hava koşullarından kaynaklanan çok küçük bir gecikme bile tedarikte önemli sorunlara neden olabiliyor.

Bugünün kimya tedarik zincirleri bu sorunlara karşı daha da duyarlı hale geldi; çünkü çok sayıda bağımsız, birinci, ikinci ve üçüncü katman tedarikçileri ile bir tedarik ağına doğru evrilmiş durumdalar.

Kimya tedarik zincirleri açısından risklerin başka boyutları da var. Hem üreticiler hem de tedarikçiler, hava olaylarından oldukça etkilenebilecek yan hizmetlere, su ile kanalizasyon sistemlerine ve diğer altyapı hizmetlerine son derece bağımlı.

Tedarik zinciri stratejisinin temel hedeflerinde değişen bir şey yok. Şirketler hâlâ talep güdümlü ve düşük maliyetli ürün teslimine ihtiyaç duyuyor. Tam zamanında teslim, düşük envanter seviyeleri ve güçlü tedarikçi-üretici ilişkileri gibi kabul gören yaklaşımlar, yıllardır olduğu gibi halen geçerliliğini koruyor. Değişen tek şey, ister yükselen sıcaklık ortalamaları gibi uzun vadeli gelişmelerden, isterse şiddetli fırtına gibi ani olaylardan kaynaklansın, artan stres seviyelerine dayanabilecek, hızla toparlanabilecek ve adapte olabilecek sistemlere duyulan ihtiyaç. Bu ihtiyaca cevap verebilmek için, tedarik zincirlerinin esnek olması gerekiyor.

Tedarik zinciri için esneklik tedbirleri

Kimya endüstrisinin dikkate alması gereken temel konulardan bazıları şunlar:

  • Kritik tedarikçilerin maruz kalabileceği fırtına ve su baskını gibi önemli hava olayları, önemli ham maddelerin tedarikindeki muhtemel aksamalar ve birçok bölgedeki artan su kıtlığının etkileri de dahil olmak üzere şirketin, iklim değişikliğinin tedarik zinciri üzerindeki potansiyel mali, çevresel ve sosyal etkilerini tamamen anlamasını ve bunlara karşı hazırlıklı olmasını sağlamak.
  • Karbon emisyon azaltım düzenlemeleri, değişen pazar dinamikleri ve paydaş baskısından dolayı şirket açısından gelecekte oluşabilecek fırsat ve riskleri anlamak ve stratejiyi açık bir şekilde yatırımcılara anlatmaya hazırlıklı olmak.
  • Karbon ve iklim değişikliği sorunları konusunda net ve tutarlı bir pozisyon geliştirip bunu paylaşmak ve emisyonları azaltmak için işletmenin neler yaptığını paydaşlara ve topluma göstermek.
  • Faaliyet gösterilen ülkelerdeki karbon emisyon azaltım taahhütlerinin şirketi nasıl etkileyebileceğini anlamak ve şirket stratejisini bu hedeflerle uyumlu hale getirmek.

Esnekliğe beş aşamalı yaklaşım

Tedarik zincirinde esneklik sağlamak, uygun risk yönetimi uygulamalarına ve sistematik bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyor. Şirketlerin, esneklik geliştirme sürecinin tekrar ve devamlı bir süreç olduğunu, tedarik zincirinin ve kırılganlıklarının kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını gerektirdiğini de akıllarında tutmaları gerekiyor.

Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi tarafından tedarik zinciri esnekliği hakkında yapılan bir araştırma, şirketlerin esnek bir tedarik zinciri geliştirmede dikkate alması gereken beş aşamayı ortaya koydu:

  • Tedarik zincirinin haritası çıkarılmalı ve kritik özellikleri tespit edilmeli
  • Hava şartlarının oluşturduğu tehlikeleri belirlenmeli
  • Kırılganlıkları belirlenmeli ve riskler değerlendirilmeli
  • Esneklik ve dayanıklılık geliştirici tedbirler tanımlanmalı ve uygulanmalı
  • Süreçler gözlenmeli ve gözden geçirilmeli.

Değişime adapte olabilme kabiliyeti

Küresel kimya endüstrisi, başarısını değişime adapte olabilme kabiliyeti üzerine inşa etmiş durumda. İklim değişikliği, önümüzdeki yıllarda sektörü şekillendirecek birçok zorluktan yalnızca biri. Daha yeşil bir geleceğe katkıda bulunmak için kimya şirketleri enerji tüketimini kontrol altına alma, enerji tasarrufu sağlayan ürünler geliştirme, sera gazı yoğunluğunu azaltma ve bunlar sayesinde su ayak izlerini düşürmeye yönelik adımlar attı. Ancak şirketlerin, iklim değişikliğinden kaynaklanacak aksama ve sorunların eşiğinde tamamen esnek yeni nesil küresel tedarik zincirlerinin tasarlanmasına, geliştirilmesine ve sürdürülmesine daha fazla yatırım yapması gerekiyor.

Tedarik zinciri sürdürülebilirliği kilit iş fırsatlarına da kapı açıyor. Bünyesinde birçok sanayi dalını da bulunduran kimya endüstrisi, diğer sektörlerin sürdürülebilirlik performansını geliştirmelerine yardımcı olabilecek benzersiz bir konumda. Aynı şekilde, kimya üreticileri de esnekliği artırmak ve bugünün pazarlarında rekabetçi kalabilmek için tedarikçileri ile birlikte çalışarak kaynaklardan tasarruf etme, iş risklerini azaltma ve maliyetleri düşürmenin yeni yollarını ve yöntemlerini bulabilir.

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder