Gerçek performansa Entegre Raporlama ile bakılıyor | KPMG | TR

Gerçek performansa Entegre Raporlama ile bakılıyor

Gerçek performansa Entegre Raporlama ile bakılıyor

2008 krizi milat oldu. Firmalar da yatırımcılar da sadece finansal göstergelerle hareket etmenin yetersizliğini acı tecrübelerle öğrendi. Uzmanlar ve akademisyenler, şirketin nasıl yönetildiğinden, alınan risklere, iş modellerine ve stratejilerine kadar pek çok finans dışı verinin ele alındığı kapsamlı bir raporlamanın şart olduğunda mutabık kaldı. Dünya, böylece entegre raporlama ile tanıştı. Türkiye de bu gelişmeleri takip etti ve Entegre Raporlama Türkiye Ağı (ERTA) oluşturuldu. Dünyada ve Türkiye’de entegre raporlama alanındaki son durumu, ERTA kurucularından ve Yürütme Kurulu Başkanı Finans Profesörü Güler Aras ve KPMG Türkiye Güvence Hizmetleri Lideri Şirin Soysal ile konuştuk.

1000

Mesleki Uygulama Bölüm Başkanı, Şirket Ortağı

KPMG Türkiye

İletişim

İlgili içerik

güler aras, şirin soysal

Entegre raporlama, nasıl ortaya çıktı? Dünyada nasıl yaygınlaştı?

Güler Aras: Kurumsal olarak başlangıcı 2010’lara dayanıyor. Bildiğiniz gibi 2008’de dünyada önemli bir kriz yaşandı. Amerika’da başlamakla birlikte, küresel bir krize dönüştü. Bu krizin arkasında yatan temel nedenlerin arasında da firmaların sadece finansal sağlamlığı ile ilgili meselelerin olmadığı; firma yöneticilerinin yeterince basiretli, risk yönetimi anlayışı ve algısı içerisinde olmadıklarını öğrendik. Hatta, krizin asıl nedeninin ihtiraslı yöneticilerin aldığı yanlış kararlar olduğunu anladık. Akademik araştırmalar krizin arkasında yatan gerçek sebebin, firmaların finansal göstergelerinin dışında yönetsel nedenler olduğunu gösterdi. Bu tecrübe bizi, günümüzde hazırlanan faaliyet raporlarının aslında firma ile ilgili bütün bilgileri yeterli düzeyde içermediği noktasına getirdi.

Finansal olmayan bilgilere de ihtiyaç var

Finansal olmayan bilgiler neler? Bunlar, şirketin kurumsal yönetim yapısı, risk yönetimi, sosyal ve çevresel konularla ilgili bilgileri içeriyor: “Şirketi yönetenler bu konulara ne kadar hakim?”, “Ne kadar risk alıyorlar ve riskleri nasıl yönetiyorlar?”, “ İş modelleri nasıl?”, “Stratejileri nasıl?”, “Bu model ve stratejiler ile firma yöneticilerinin performansı, şirketin değer yaratmasına ne kadar katkıda bulunuyor ya da ne kadar etkisi bulunuyor?”

Bunlar çok gündeme geldi ve bunları irdelerken firmaların düzenli olarak finansal olmayan bilgilerini de raporlamasının, firmanın performansının bütünsel olarak bir raporlama sistemi içerisinde aktarmasının çok daha yararlı olacağı noktasına geldik.

Bütünsel performans önemli

Ben finans ana bilim dalında profesörüm ama finansal performansın kurumsal yönetimle, kurumsal sosyal sorumlulukla, risk yönetimi ile ve kurumsal sürdürülebilirlikle ilişkisini yani firmanın bütünsel performansını her zaman çok önemsedim ve bu alanlarda çalıştım. Aslında biraz daha kendi alanımın dışında gibi gözüken, yönetsel ve sosyal konulara eğilmemin sebebi buydu. Bir firmanın başarısı ya da başarısızlığı sadece firmanın kendisini değil, tüm çevresini ve paydaşlarını etkiliyor. Her şeyden önce şirket, ekonomideki en önemli birimlerden; istihdam yoluyla sermaye birikimine, refah artışına katkıda bulunur. Yani bir firmanın başarısı aslında firmanın bütün paydaşlarının amacı olmalı. Bu amaca ulaşmanın yolu ise, finansal ve finansal olmayan performansın bütünsel olarak iyileştirilmesi ve en önemlisi de bunun sürekliliğinin sağlanması. Buna inadığım için bütün akademik hayatımda ve iş dünyasına verebileceğim desteklerde bunun üzerine odaklandım. 2017 başında Routledge tarafından İngiltere’de yayınlanan kitabımın başlığı ‘Corporate Behaviour and Sustainability” bu düşünceyi destekleyen çalışmalardan oluşuyor.

Kâr tek başına yeterli bir gösterge değil!

Bir firmanın kar etmesi, onun başarılı olacağı anlamına gelmiyor. O firmanın iyi yönetim anlayışıyla, çevresi ve paydaşları ile olan ilişkileriyle birlikte bütüncül bir yönetim yaklaşımı gerekiyor. Bu da bizleri finansal ve finansal olmayan bilgilerin etkileşimli olarak raporlanmasını içeren entegre raporlamaya götürüyor.

Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi kuruldu

Entegre raporlama, firmaların nasıl değer yarattığının hikayesini anlatan, sürdürülebilir iş modeli ve stratejilerinin aktarıldığı etkin bir raporlama düzeni. “Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi (IIRC)” böyle bir raporlama sistemini hayata geçirmek üzere oluşturuldu.

Entegre raporlama için esnek bir çerçeve oluşturuldu

2013 yılında IIRC, şirketlerin entegre rapor hazırlaması için esnek bir raporlama çerçevesi oluşturdu. Katı standartlar ve kurallar koymadan, sadece genel sınırlar belirledi. Şirketlerin finansal ve finansal olmayan bilgilerini etkileşimli bir şekilde nasıl rapor edeceklerini anlatan bir rehber sundu. Bu çerçeve şirketler için entegre raporlama konusunda önemli bir rehber oldu ve entegre raporlar bu temel alınarak hazırlanmaya başladı.

Dünyadaki tüm bu gelişmelerin Türkiye’ye yansımaları nasıl oldu?

Güler Aras: IIRC’nin kurulmasıyla birlikte 2010 yılından itibaren takip etmeye başladık. Tabii ki çeşitli ortamlarda konuşuluyordu ama Türkiye’ye bunun yansıması konusunda o tarihlerde somut adımlar yoktu. Benim akademik çalışma alanımda olduğu için sürekli üzerinde çalışmalarım oldu. 2013 yılında Yatırım Ortamı İyileştirme Üst Kurulu’na TUSİAD’da içinde bulunduğum çalışma komitesi üzerinden Entegre Raporlama ile ilgili bir proje sundum. Proje Türkiye’deki şirketlerin raporlarını, entegre raporlama düzenine göre hazırlamaları gerektiğine, bu konuda yol gösterecek rehber ve eğitimlerle farkındalık yaratılması gerektiğine yönelikti. YOİK tarafından proje kabul edildi. Bu çerçevede projenin ilk çıktısı TÜSİAD’ın yayınladığı bir rehber kitap oldu. İkinci aşama olarak bu nitelikte uygulamanın farkındalığının artırılması ve kurumlara yardımcı olabilecek bir yapılanmanın olması gerekiyordu. O çerçevede Amerika’da bulunduğum dönemlerde Dünya Bankası’ndaki bu alandaki çalışmalara katılarak hem raporlama ile ilgili gelişmeleri takip etme hem de dünyada bu yapılanma örnekleri hakkında bilgi edinme olanağına sahip oldum. Türkiye’ye döndüğümde, hazırladığımız rehberin lansmanında konunun tarafları ile bir araya gelindi. 21 Ekim 2015’de IIRC’nin CEO’su Paul Druckman’ın da katıldığı bir toplantıda Entegre Raporlama Türkiye Ağı’nın (ERTA) kuruluş kararını aldık. Kuruluş aşamasında ben de ERTA’nın yürütme kurulu başkanı olarak önemli bir sorumluluk almış oldum.

Olayın tarafları bir araya geldi

En başta TÜSİAD ile birlikte Borsa İstanbul bu konuyu sahiplendi. Global Compact, Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği, Sürdürülebilir Kalkınma Derneği, IIRC Türkiye temsilcisi, Argüden Yönetişim Akademisi ve iki uygulama şirketi bu oluşumda yer alan taraflar. Ben bu oluşuma inanarak öncülük eden birisi olarak bağımsız kurucu üye ve yürütme kurulu başkanı olarak bulunuyorum.

Borsa İstanbul ERTA ve Entegre Raporlama için çok önemli

Borsa İstanbul bizim çok önemli bir paydaşımız. Halka açık şirketlerin yatırımcılara nitelikli bilgi sağlayabiliyor olması son derece önemli. Özellikle sermaye piyasası daha sığ olan gelişmekte olan ülkelerde, fiyat hareketliliğini etkileyen, firmanın yapısal göstergeleri değil, daha başka faktörler olabiliyor. Bu şekilde nitelikli bilgi akışı ile bunu değiştirebilir miyiz? Yani entegre raporlama; “şirketin temel bilgilerinin yatırım kararlarındaki etkisini gerçekten artırılabilir mi? sorusunun da cevabını verecek çok önemli bir araç. Borsa İstanbul bu anlamda bu sürece sahip çıkarak şirketlere, yatırımcılara ve sermaye piyasasının gelişimine önemli destek veriyor.

Sürdürülebilirlik Raporu hazırlayanlar daha hazır

Entegre raporlamanın, yatırım kararlarındaki etkisine Borsa İstanbul da inandı ve bu anlamda çok önemli destek sağladı. Şirketler kesiminde ise, daha çok küresel, halka açık şirketlerin ilgi gösterdiğini görüyoruz. Sürdürülebilirlik raporu hazırlayan şirketler, sürdürlebilirlik vizyonu ile raporlama konusunda sahip oldukları disiplin, raporlama yeteneği ve bilgi üretme mekanizmaları ile entegre raporlamaya daha hazırlar.

Riskler ve fırsatlar daha iyi ortaya çıkıyor

Entegre rapor, şeffaflığı ve şirkete ilişkin bilgi paylaşımını artırdığı için bütün paydaşlara fayda sağlıyor. Bununla birlikte raporlama süreci esas olarak, şirketin kendisini baştan aşağı gözden geçirdiği, güçlü ve zayıf yanlarını, risk ve fırsatlarını sistematik bir şekilde değerlendirmesini sağlayan bir strateji çalışması.

Entegre Rapor hazırlama çalışması, şirketin stratejik planlaması ve kurumsal yönetiminin, iş modelinin ve değer yaratma sürecinin kararlaştırıldığı, bütün buların şirketin iç ve dış çevresi ile uyumlu şekilde oluşturulması çalışmasıdır. Dolayısıyla, entegre raporlama, başlı başına şirketin kendisi için bir değer yaratma süreci. Bu süreçte şirketler, risklerini daha iyi tanımladığı, fırsatlarını daha iyi gözlemlediği, risk yönetimi stratejilerini daha iyi belirlediği bir iş yapma düzeni geliştiriyor. Şirketler, her sene bu bilgileri rapor etme disiplinine ilave olarak bütün iş sürecini çok daha iyi gözetleme ve aksiyon alma disiplini kazanıyor. Sonuç olarak entegre raporlama, şirketlere sağladığı bu faydalar yoluyla yıllar itibariyle gelişimlerinin sürdürülebilir hale gelmesini sağlayarak kurumlara son derece önemli bir katkı sağlıyor.

CEO’lar yönetemeyecekleri kadar risk aldı

Entegre raporlama olsaydı 2008 krizi bu kadar derin olmazdı diyebilir miyiz?

Güler Aras: Şirketlerin entegre düşünme ve yönetim yaklaşımı olsaydı kesinlikle bu tür bir kurumsal çöküşler ve bunun krize dönüşümünü yaşamazdık. Kurumlar bu yaklaşıma göre yönetilerek uzun vadeli yaklaşım ile değer yaratma ve iş modellerini oluşturma konusunu ciddiye alsalardı , bundan kesinlikle ciddi bir fayda sağlayacaktık. En azından yaşanan sorunun derinlikleri bu boyutta olmayacaktı. Çünkü 2008 krizinde biz şunu gördük; şirket yöneticileri yönetemeyecekleri kadar risk aldı. Finansal tablolarda olmayan ama aslında şirket için önemli pek çok riski şeffaf bir şekilde sunamamış oldular. Eğer entegre düşünce yaklaşımı ve raporlama düzeni olsaydı “kısa vadelilik” problemini ve yaratacağı problemler görülebilecek ve şirket yönetimi bunları farkedecekti.

Çalışanın da yatırımcının da bilme hakkı var

Örneğin, şirketin çalışanı çalıştığı kurumun gelişim sürecini stratejilerini bilmek ister. Ona göre kurumla olan ilişkisini ve kariyer planı belirler. Ya da yatırımcı, şirkete yatırım yapacağı zaman şirketin gelecek dönemde “hangi alanlara, hangi sektörlere girecek ? “büyüme hedefi nedir?”, “kar planlaması nedir?”, “ne tür iş strateji var ?” gibi bilgilere sahip olması şirketin yatırım kararlarıyla ilgili kendisini daha güvende hissederek bu kararı alacaktır.

Karar vermeye yarayan nitelikli bilgi sunuluyor

Mali tablolarda neyi görüyorsunuz? Varlıklar, kaynaklar, gelir ve giderler sonucu kar ya da zararı... Entegre raporda bu bilgilerin finansal olmayan bilgilerle ilişkili bir şeklide sunularak karar vermede kullanılacak nitelikli bilgiler haline geldiğini görüyorsunuz. Örneğin bir çalışan kurumdaki işten ayrılma oranını, cinsiyet dengesini, çalışan bağlılığını, çalışanların gelişimi için şirketin yapacağı yatırımları, ve yeni uygulamaları, şirketin çalışan başına ayırdığı eğitim saatini/ücretini vs. bütün bunları görmek istiyorsa entegre raporlama buna cevap verecektir.

Yatırımcı gerçekçi tabloya hakim oluyor

Peki, bu bilgileri yatırımcılar nasıl kullanıyor?

Şirin Soysal: Entegre raporlama, şirketin ileriye dönük resmini çekmeye yardımcı olacak bilgileri yatırımcılara sunuyor. Yatırımcılar, şirketin mevcut durumunu nasıl koruduğunu, büyüme potansiyelini ve karlılığın uzun vadede sürdürülebilirliğini değerlendirebilmek istiyor. Mevcut durumda verilen bilgi ile ihtiyaç duyulan bilgi arasındaki dengesizlik yatırımcıyı kısa vadeli düşünmeye yönlendiriyor. Cari yılın karı uzun vadeli iş fırsatlarının önüne geçiyor çünkü mevcut yaratılan değer daha görünür durumda. Bunun sonucunda uzun vadeli fırsatlar için yatırım yapmak isteyen şirketler sermaye bulmakta zorlanıyor. Entegre raporlama şirketlerin faaliyet performansını daha iyi anlamayı sağlayan iş odaklı bilgi sağlıyor. Yatırımcılar da bu bilgiyi kullanarak şirketin ileride yaratacağı değer hakkında daha sağlıklı değerlendirmeler yapabiliyor.

ERTA’nın kuruluşuna gelirsek, ERTA neyi hedefliyor?

Güler Aras: Entegre Raporlama Türkiye Ağı - ERTA, şirketlere entegre düşünme ve bakış açısını yerleştirmeyi, yaygınlaştırmayı ve entegre rapor hazırlama sürecinde şirketlere destek olmayı amaçlıyor. Burada şirketlerin tek başına bırakılmaması gerekiyor. Çünkü Türkiye’deki şirketler için yeni bir yaklaşım, yeni bir düşünce tarzı, yeni bir disiplin entegre raporlama. Şirketlerin bu konuda hem eğitim ihtiyacının karşılanması hem de stratejik ve entegre düşünme yeteneğinin yavaş yavaş şirket içerisine yerleştirilerek, ben de bunu hazırlayabilirim noktasına getirilmesi lazım.

ERTA bu amaçla bu misyona destek olacak temel kurumların bir araya gelmesi ile oluşan bir insiyatif. Entegre raporlamaya inanan, destekleyen ve yaygınlaştırılmasını sağlamayı hedefleyen kurumlar bir araya geldi. Bu Ağ’ın daha önce bahsettiğim kurucuları ve daha sonra üyelerimiz arasına katılan çok sayıda kurum var. Üyelerimiz arasında; Allianz Türkiye, ilk entregre raporu yayınlayan şirketler TSKB, OYAK gibi Türkiye’nin önde gelen kurumları, dört büyük denetim şirketi, Mazars Denge, konu ile ilgili danışmanlık veren kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, üniversitelerin bu alanda çalışan merkezleri yer alıyor. Üye kurumların çoğunluğu aynı zamanda entegre raporlama hazırlamayı hedefleyen kurumlarımız ve her geçen gün sayıları artıyor.

Konunun ilgili tarafları çeşitli. Şirketler, raporu hazırlayan ve paylaşan taraf, öte yandan raporu hazırlayanlara destek verecek kurumlar ve denetimini yapacak kurumlar da çok önemli. Sivil toplum örgütleri, entegre raporlamanın tüm paydaşlara yaygınlaştırılması bakımından çok önemli. Ayrıca düzenleyici kuruluşlar son derece önemli: “Bu raporlama düzeni düzenlemelere nasıl yer bulacak?”, “Dünyada nasıl yol alınmış ?”, “Türkiye’de de ne şekilde olmalı?” konularını tartışıyoruz.

Katı kurallar yok

Biraz da genel çerçeveden bahseder misiniz?

Güler Aras: Raporlamanın çerçevesi çok katı değil. Çerçevenin çok sıkı kurallara bağlanmamasının sebebi şirketlerin entegre raporlamaya yakınlaştırmak ve her kurumun kendi yapısına ve yaklaşımına uyumlu olmasına izin vermek. Çok katı kurallar kurumların raporlama yaklaşımından tamamen uzaklaşmasına , fazla şeffaf olma kaygısına neden olacaktır. O yüzden şirketlerin kendilerini ifade etmelerine, bilgi raporlama yaklaşımına bir esneklik sağlıyor. Kurumlar paydaşları ile iletişimde ne düzeyde açıklama yapmak istiyorsa başlangıçta buna olanak tanıyor . Raporlamaya başlamakla birlikte her raporun bir öncekinden daha fazla ve nitelikli bilgi içerdiğini görüyoruz. Zira özellikle yatırımcılar, kurumlar ne kadar nitelikli bilgi paylaşıyorsa o kadar çok ilgileniyor. Bu da şirketlerin piyasa değerlerine olumlu yansıyor.

Şeffaflık şirketlere pozitif değer katıyor

Araştırmalar da şirketlerin bu değerlendirme metodolojisini geliştirmesinin hem maliyetleri azalttığını hem de yatırımcılarıyla ilişkisini pozitif yönde geliştirdiğini gösteriyor. Bu pozitif etkiyi gören şirket aslında şeffaf olmanın getireceği dezavantajın ötesini görüyor.
Dünyada dört büyük denetim şirketi bu alanda çok büyük araştırmalar yapıyorlar. Hem raporlamanın yagınlaştırılması ve hazırlık süreci hem de denetimi açısından önemli bilgi birikimi oluştu.

Şirketlerin entegre raporlamaya geçmesi konusunda engeller olduğunu düşünüyor musunuz? Bu engeller ve endişeler konusunda KPMG onlara nasıl yardımcı oluyor?

Şirin Soysal: Türkiye’de henüz sadece büyük şirketler bu yeni raporlamanın farkında ve daha iyi yönetim ve raporlamaya önem veren şirketler bu yolda adım atıyor. Henüz uygulama örnekleri sınırlı olduğu için de uygulamaya başlama konusunda çekinceleri olabiliyor. Yurt dışındaki uygulamaları değerlendirdiğimizde de bence en önemli engel korku ve endişe, yani konfor alanının dışına çıkmayı istememek. Şirketler geçmişteki performansı gösteren finansal raporlar konusunda kendilerini rahat hissediyor. Entegre raporlama ile verilmesi beklenen bilgilerin ne düzeyde olacağını tam kestiremiyorlar, hangi bilgiyi ve ne kadar bilgiyi açıklamaları gerekiyor? Çok fazla bilgi vermekten çekiniyorlar. Bir başka engel de şirkete getireceği ek maliyetler, sistem ve süreçlerde değişiklik yapma gerekliliği, insan kaynağı gibi konular.

Bu engelleri aşmak için şirketlerin bu raporlamanın kendilerine sağlayacağı faydaları değerlendirmesi gerekiyor. Entegre raporlama uygulayan şirketler, bu raporlamanın gerektirdiği entegre düşünme şeklinin şirkete pek çok katkısı olduğunu söylüyor. İş modelini daha dikkatli bir şekilde inceleyip değerlendirebildiklerini, uzun vadeli stratejilerini daha sağlıklı bir şekilde ortaya koyduklarını, ulaşmak istedikleri sonuçlara nasıl ulaşacaklarını ve bu sonuçların sosyal ve ekonomik etkilerini daha net görebildiklerini söylüyorlar.

KPMG olarak entegre raporlamayı bir yolculuk olarak değerlendiriyoruz ve bu yolculukta müşterilerimizin ihtiyaçlarını dinleyerek onlara eşlik ediyoruz. Öncelikle, finansal tablolara o kadar fazla odaklanmış durumdalar ki, etrafta ne olup bittiğini onlara anlatmamızı istiyorlar. Şirketlerinin, işlerinin, güncel mega-trendlerden nasıl etkileneceğini onlara anlatıyoruz, bu trendlerin etkilerini ölçebilmek için yardımcı oluyoruz. Risk ve fırsatları belirleyip yanıtları bunlara uyguluyoruz. Şirketin gösterdiği çabayı kısa ve güvenilir bir şekilde nasıl iletebilecekleri konusunda, yani raporu hazırlama aşamasında yardımcı oluyoruz. Bazı durumlarda da onların hazırladıkları raporların doğruluğuna güvence veriyoruz. Müşterilerimiz, KPMG’yi gelişmek ve bu yolculukta beraber yol almak için iyi bir ortak olarak görüyor ve güven duyuyor. Piyasayı iyi tanıyoruz, sistemlerini inceliyoruz, rakiplerini tanıyoruz ve müşteriler de bu nedenlerle KPMG’ye güveniyor.

Entegre Rapor rutin hale gelince, ne gibi avantajları olacak?

Güler Aras: Entegre rapor kurumlarda düzenli hazırlandığı zaman öncelikle paydaşlar ile sürekli ve daha yakın bir iletişim sağlanıyor. Bunun en önemli nedeni; yıllar itibariyle kurumların, hedefleri ve gerçekleşmeler takip ediliyor. Örneğin; şirket büyüme hedefini açıklamışsa bunun gerçekleşmesi ile ilgili sonuç ve var olan gerekçeler de raporda görülebiliyor. Bu tür açıklamalar paydaşlar açısından ciddi bir güven yaratıyor. Raporun güvence ile ilgili süreci geliştikçe denetim yapan şirketler tarafından da bu bilgilerin güvencesi sağlanacak.

İlerideki hedef, raporlanan bilgilerin niteliği yeterliliği daha çok güven inşa edecek. Böylece çıta yükselecek. Dolayısıyla bu, yöneticiyi bugüne değil, daha uzun vadeli düşünmeye sevk eden bir raporlama düzeni. Daha öz bir ifade ile amaçlanan “sorumlu yönetim” ve “uzun vadeli yaklaşım”. Kurumların uzun vadeli, stratejik bir perspektifle yönetimini öngörüyor.

Belki bu rapora çok fazla değer yüklüyorsunuz diye düşünebilirsiniz ama gerçek bir entegre rapor, bunların hepsini sağlayabiliyor. Gerçekten içselleştirilerek, içeriden gelişmiş bir yapının sonucu olarak çıkan, gerçekten inanılarak ve içinde olunarak hazırlanmış bir rapor tüm bunları içeriyor ve tüm bu faydaları sağlama potansiyeli sunuyor.

Türkiye’de entegre raporlar yayınlanmaya başladı mı?

Güler Aras: Şu anda 3 şirket 1 sivil toplum kuruluşu olmak üzere 4 tane rapor hazırlandı. Halihazırda hazırlık aşamasında olan kurumlar da var.
Zannediyorum bu sene birkaç tane daha rapor görebiliriz. Çıkartan kurumlar bir sonraki yılda raporlamaya devam edecek ve sayı giderek artacak. Daha çok şirketin de özendirileceğini düşünüyorum. Bu raporlar özellikle halka açık şirketlerde yatırımcı kararlarını etkilediği için kamuyu aydınlatma platformuna bildirilmesi gerekiyor. Yatırımcı bilgi edinebileceği yeni bir dokümana sahip olacak.

"KAP’ta açıklanıyor olması avantaj"

Bu raporun kurum değerine etki edecek bilgi içermesi ve KAP'ta açıklanıyor olması, düzenleyici otorite tarafından raporlama temellerinin oluşturulması gerekliliğini de beraberinde getirıyor. KAP’ta bu bilgilerin açıklanması kurumları önemli bir sorumluluk altına sokuyor. Doğrudan yatırımcıya güvenli bilgi sunuluyor. Kurumların bu noktada raporlamayı önemsemeleri kaçınılmaz.
Raporu hazırlayan tarafın yanında, rapordan yararlanan tarafların da bilgilendirilmesi gerekiyor. Yatırımcının KAP’ta açıklanmış bir raporu okuyabilmesi ve anlaması önemli.

ERTA’nın bundan sonraki planlarından bahsedebilir misiniz?

Güler Aras: Şirketleri ve tüm paydaşları entegre düşünce ve raporlama konusunda bilglendirmek ve desteklemek ERTA’nın en temel amacı . Özellikle rapor hazırlayan şirketlerin tecrübe paylaşım seminerleri çerçevesinde diğer şirketlere de neler yaptıklarını anlatmaları konusunda programlarımız var. Bunların ciddi fayda sağlayacağını düşünüyorum.

Önümüzdeki dönemde eğitimler, paylaşım seminerleri, paneller ve konferanslar ile ilgili çevreye ulaşmayı amaçlıyoruz. Üyelerimizin yapmak istediği etkinliklere destek vereceğiz. Üyelerin de bu yönde talepleri var, rapor hazırlayanlar, hazırlamaya destek verenler, kendi yaptıklarını anlatmak paylaşmak istiyorlar.

Denetim şirketleri bu işin denetim ve danışmanlık boyutunu paylaşmaya hazır. Rapor hazırlamış olan şirketler, uygulama ve hazırlık sürecinde yaşadıklarını, zorluklarını ve sağladıkları faydaları paylaşacak. Yatırımcı boyutunu da çok önemsiyorum. Sonuçta burada fayda sağlayacak en önemli kesim de onlar. Yatırımcıların bunun farkında olarak yatırım kararlarını nasıl alacağı konusunda ayrı eğitim ve seminerler verilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Denetim mesleğinin de buradaki rolü son derece önemli. Entegre rapor sadece geçmişe dayalı değil, geleceğe dair stratejileri gösteriyor. Şirketler ne kadar rapor hazırlar, ne kadar iç egzersizlerini gerçekleştirirse bu oyunculardan biri olan denetçilerin de oradaki rolleri o kadar önem kazanacak.

Denetimin kattığı değer nedir?

Güler Aras: Denetimin tanımını değiştiren bir gelişme bu. Denetimin görevi finansal bilgileri, düzenlemelerin emrettiği standarlar çerçvesinde denetlemekti. Regülatörün beklentilerini karşılayabilecek bir raporlama düzeni hakkında güvence veriyor. Entegre rapolamaya geçilmesi ile birlikte finansal olmayan bilgiler; yönetsel, çevresel ve sosyal faktörler raporlama kapsamında olacak. Gelecek öngörüleri yine bu raporlama düzeninin en temel özelliklerinden. Denetim şirketlerinin artık bunları takip edebilecek bilgi düzeyine erişmek gibi bir sorumlulukları olacak. Mesleği farklı bir boyuta taşıyabilecek bir gelişme. Denetimin doğasında zaten şirketi iyi tanımak, süreçleri anlamak vardır, ama entegre raporlamayla bu daha da önem ve somut bir boyut kazanacak. Bu nedenle dünyada bu gelişme ile en fazla ilgilenen ve sahiplenen kesimin denetim firmaları olduğunu görüyoruz.
Denetimden geçmiş finansal tablolar tek başına gerçek bir performans göstergesi olamaz. Rakamlar, sadece tarihsel verilerdir, geçmişi kısmen gösterir ama geleceği bütünsel olarak göstermekte yeterli değildir. Entegre raporlama yaklaşımı o eksikliği de tamamlıyor.

Denetim şirketlerinin bu raporlar için vereceği güvence müşterilerin endişelerini rahatlatır mı?

Şirin Soysal: Bağımsız bir güvencenin tabii ki faydaları oluyor. Birincisi, raporun güvenilirliğini artırıyor. Bağımsız bir firmanın gözü ile incelenmiş raporlar paydaşların içinin daha rahat olmasını sağlıyor, bu da şirketlerin daha rahat hissetmesini sağlıyor. İkinci fayda da şirket içindeki temel performans göstergelerini karşılamak için yönetici ve çalışanların daha fazla gayret göstermesi. Bu metrikler başka bir kişi tarafından da inceleneceği için çıta yükseliyor.

Entegre raporlamanın yaygınlaşması konusunda KPMG’nin ERTA ve IIRC ile ilişkileri ne aşamada?

Şirin Soysal: KPMG, entegre raporlamanın yaygınlaşması, raporlama konusundaki eksikliklerin azaltılması için IIRC ile yakın ilişkiler içinde. Çalışma gruplarında yer alıyor, yayınları ve düzenlediği toplantılarla düşünce liderliği yapıyor. KPMG yakın zamanda IIRC’nin eğitim inisiyatifinin de ortağı oldu, şirketlerin entegre raporlama konusunda eğitimi için içeriklerin hazırlanması ve verilmesi konusunda IIRC’ye destek olacak.

Türkiye’de de KPMG olarak ERTA ile işbirliği içindeyiz. Aralık ayında ERTA ile birlikte düzenlediğimiz, “Sürdürülebilirlik ve Ötesi: Entegre Raporlama” konulu bir toplantı ile Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarının sürdürülebilirlik ve raporlama liderleri ile yönetim kurulu üyelerini bir araya getirdik, entegre raporlamanın ne olduğunu, neyi hedeflediğini anlattık ve uygulayan şirketlerin yöneticilerinin görüşlerini aldık. ERTA’nın bundan sonraki çalışmalarında da çalışma komitelerinde ve eğitim çalışmalarında destek olmayı sürdüreceğiz.

İleriye yönelik beklentileriniz ve düzenleyici kuruluşların yaklaşımı konusunda sizin de görüşlerinizi alabilir miyiz?

Şirin Soysal: Entegre raporlamanın gelişeceği ve yaygınlaşacağı konusunda hiçbir endişemiz yok. Entegre düşünme, şirketlerin performansı için şart ve şirketler bunun farkında. IIRC’nin ve ERTA’nın faaliyetleri, bizim gibi firmaların bu konuda yaratacağı farkındalık sayesinde, şirketler entegre raporlamanın kendileri için sağlayacağı faydaların farkına varacak ve entegre raporlamayı uygulayacak, bu kaçınılmaz. Dünyadaki düzenleyici kuruluşlar, daha iyi raporlama için girişimlerde bulunuyor. AB’nin finansal olmayan bilgilerin raporlanması konusunda direktifi önemli adımlardan birisi, doğrudan entegre raporlama zorunluluğu getirmemekle birlikte birçok ülke entegre raporlamayı bu direktife uyum için kullanmayı öneriyor. Meslek örgütleri de entegre raporlamayı destekliyor. IFAC (Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu) yakın zamanda güncellediği bir raporla entegre raporlamanın önemini ve verdiği desteği vurguladı.

Türkiye’de de ERTA’nın kurulması, bu konuda atılan çok önemli bir adım. Bu konudaki faaliyetlerin bir çatı altında toplanarak güçlenmesi ülkemizde de düzenleyici kuruluşların bu konuda adımlar atmasını hızlandıracak ve Avrupa’daki gelişmeler kaçınılmaz olarak takip edilecektir.

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder