Yarını öngör, bugün harekete geç | KPMG | TR

Yarını öngör, bugün harekete geç

Yarını öngör, bugün harekete geç

KPMG Türkiye’de bayrağı Murat Alsan devraldı. Yeni başkan, KPMG Gündem’e vizyonunu anlattı. KPMG Türkiye’nin 35’inci yılında başkanlık görevini üstlenen Alsan’a göre, şirketin 2017’de kullanacağı ‘yarını öngör, bugün harekete geç’ sloganı, vermek istediği mesajlarla bire bir örtüşüyor: “Makro bakış açımızla da farkımızı ortaya koyuyoruz. Müşterilerimizin geleceğin büyüme fırsatlarına hazır olmasına odaklıyız. Şirketlerin yarının dünyasında nasıl başarılı olacağına dair bir anlayışımız var. Bu dünyaya, doğru stratejiler ve uygulamalarla hazırlık yapılmasını sağlamak, yarını öngörmekle mümkün. Yenilikçi yaklaşımları derin uzmanlığımızla entegre ediyoruz. Günümüzün fırsatlarını ve zorluklarını kavramanın esas olduğuna inanıyoruz. Yarını bugünden planlarken kısa vadeli sonuçları da sepetimize ekliyoruz. Çünkü biz yarınki performansı, bugünün sonuçlarını feda etmeden garanti altına alıyoruz.”

1000

Kıdemli Ortak, Türkiye Başkanı

KPMG Türkiye

İletişim

İlgili içerik

Murat Alsan

KPMG Türkiye 2017’ye değişimle başladı

KPMG Türkiye’nin yeni başkanı seçildiniz, sizi tanıyalım, kaç yıllık bir yolculuk bu?

Okulu bitirdim ve KPMG’de çalışmaya başladım. İş hayatımda tek şirket var; o da KPMG. İlk aşk gibi yani… Buradaki kariyerime en alt kademeden yani asistanlıktan başladım. Seçim aslında benim için böyle bir anlam da taşıyor, bütün bu zincirin içinden geçip bayrağı devralmak hem gurur verici hem de duygusal bir şey benim için. Çünkü KPMG’de biz böyleyiz, herkes okulu bitirip çalışmaya başlıyor. Sonra farklı yerlere gidiyorlar. Biz birkaç kişi üst basamaklara doğru yürüyoruz. Bu yüzden benim için önemli bir şey, hayatımın en önemli olaylarından biri desem yeridir.

Ben ODTÜ İşletme mezunuyum, 11 yaşında bir kızım var. Meslek olarak da denetçiyim. KPMG’nin farklı disiplinleri var. Bir önceki Kıdemli Ortağımız vergi kökenliydi, o anlamda da bir bayrak değişimi oldu. Vergi bölümünden denetim bölümü bayrağı devraldı gibi bir konsept de var.

KPGM ne ifade ediyor sizin için?

Birkaç tane çok önemli başlık var; birincisi arkadaşlarım. Entelektüel düzeyi yüksek, çalışma koşulları açısından zor bir meslektir bu. İnsanlar o zorlukları arkadaşlıklarıyla aşar. Biz uzun yıllar, güçlü arkadaşlıklara dayanarak çalıştık KPMG’de. Denetim mesleği biliyorsunuz, mali tablolara güvence vermek üzerine kurulmuştur. Yani bu mali tablolar doğrudur, buna yatırım yapabilirsiniz, buna göre borç-alacak ilişkilerine girebilirsiniz, buna göre hisse senetlerini satın alabilirsiniz. Buna göre ortaklıklar kurabilirsiniz, birleşmeler yapabilirsiniz, deriz biz.

Güven, işimizin özüdür. Hep müşterilerimize güven vermeye çalıştık, dolayısıyla o güven ve güvence arayışını da her ihtiyaç duyduğumuzda yanımızda bulduk KPMG’de. Son olarak burası küresel büyük bir organizasyonun bir parçası. Dünyayı tanıyıp takip etme imkanı veren bir kuruluş. Büyük bir ağın içinde yaşıyoruz. Neredeyse dünyanın bütün ülkelerinde, bütün büyük şehirlerindeyiz. Son rakamlarla 185 bin profesyonelin çalıştığı dev bir yapı KPMG. Şu çok değerli bir şey; herhangi bir konuda elimizde ne var diye aradığımızda birkaç saat içinde dünyanın en tatmin edici raporlarına, dokümanlarına, kişilerine ulaşabildiğiniz bir ağ bu. Dolayısıyla KPMG benim için dünya demek. Tüm dünyayı hissettiğim bir organizasyon demek. Bunu aynı zamanda müşterilerimize de sunuyoruz. Bu büyük ağı, bilgiyi, değerli kişileri aynı şekilde müşterilerimize de sunuyoruz. Bütün dünyanın bilgisini, tecrübesini içinde barındıran bir çatı KPMG. Ben de onun bir parçası olmaktan memnunum.

KPMG Türkiye bu yıl 35 yaşına giriyor

35’inci yılda başkan oldunuz. Nasıl bir yıl bekliyor sizi ve KPMG Türkiye’yi?

Bunu biraz 35 yaş gibi görebiliriz, KPMG Türkiye’nin olgunlaştığını düşünüyorum, tecrübeli ve enerjisinin hayli yüksek olduğu bir yaşta. Kuvvetli bir ekibi var, kuvvetli bir müşteri porföyü var. Ama bir taraftan da yeni başlangıçlara yeni projelere hazır… Sağlam temellere oturmuş, yeniliğe ve değişime açık. Biz Türkiye’nin değişiminde önemli oyunculardan biri olacağız. Ekibimize, küresel ağımıza, bilgimize, birikimimize güveniyoruz.

35’inci yıl bizim için çok özel. KPMG’nin küresel olarak geleceğe dönük bir perspektifi var, Davos’ta konuşuldu. ‘Anticipate tomorrow, deliver today’. Yarını öngör, bugün harekete geç, diye anlatabileceğimiz bir slogan bu. Çok beğendiğimiz, hepimizi yakalayan, ‘tam da söylemek istediğimiz’ diyebileceğimiz bir yaklaşım. Dünyanın gelişiminde, değişiminde öyle bir noktaya geldik ki, yarını öngöremeyen geride bile değil doğrudan yarış dışı kalacak. Yarını öngörebilmek, tüm birikiminizi, bilginizi, deneyiminizi ortaya koymak demek… 35’inci yılımızda bizim de kendimizi ifade ederken kullandığımız vurgularla çok örtüşüyor. Çünkü biz müşterilerimizin ihtiyaçlarına göre tecrübelerimizle kazandığımız yeteneklerimiz, bilgimiz, uzmanlığımızla hızla uygun stratejiler tasarlıyor, bunları eş zamanlı olarak yarının ihtiyaçlarını öngören somut çözümlere dönüştürüyor, sonuçları için ise bugünden hazırlandığımızı söylüyoruz. Müşterilerimize gerçek ve güvenilir sonuçlar sunmak için yenilikçi yaklaşımları ve derin uzmanlığı entegre ediyoruz. 

Peki gelelim değerlendirmelere, 2016 nasıl geçti sizce?

Dünya hızlı bir şekilde değişti 2016’da. Olur mu, olmaz mı diye tartışılan birçok etkileyici değişikliğin hepsi bir anda gerçekleşti. Dünya profil değiştirdi bence 2016’da. Bunun getirdiği risk ve fırsatlar olacak tabii. Biz işimizi yaparken bu değişikliklerden gelen riskleri nasıl kontrol ederiz diye düşünüyoruz. Keza oradan çıkan fırsatları nasıl hayata geçiririz diye değerlendiriyoruz.

Türkiye açısından baktığımızda çok sayıda jeopolitik gelişme görüyoruz. Jeopolitik riskler Türkiye’nin ajandasında bir numarada, tartışmasız. Ekonomi tarafında daha pozitif bir manzara var. Türkiye’nin güçlü taraflarının ilerlemeyi devam ettirdiğini gözlüyoruz. Geçtiğimiz 10-15 yılla kıyasladığımızda Türkiye’nin ekonomik olarak bir dinlenme dönemi yaşadığını görüyoruz. Bunda global etkiler de var elbette. Sonuçta tabloyu yukarıdan değerlendirdiğimizde, Türkiye çok büyük ve çok önemli bir noktada bir ülke... Yaklaşık 80 milyon genç nüfusu var. Almanya’nın dünya ekonomisindeki yerini düşünürsek Türkiye’nin de potansiyel olarak böyle bir gücü olması gerektiğine inanıyorum. Ne eksik? Birincisi yatırım eksik, sonra know-how eksik, Ar-Ge ve eğitim eksik. Türkiye bu noktalarda ilerleme kaydedebilirse 80 milyon böyle bir coğrafyada çok büyük bir güç aslında.

KPMG’nin küresel ağı, küresel bilgiyi, tecrübeyi Türkiye’ye getirecek kanallardan biri. Dolayısıyla bu 80 milyonluk potansiyelin açığa çıkarılmasında kendimizi sorumlu görüyoruz. Türkiye’ye böyle bir katkı yapabileceğimizi düşünüyoruz. Son 5 yılda çok yüksek büyüme rakamları gerçekleştirdik. Küresel ağımızın içinde büyümede hep ilk 3’te yer aldık. Bu yıl 15 Temmuz’un da içinde yer aldığı çeyrek sebebiyle yüzde 15 civarı büyüdük. Yılın geneline baktığımızda yüzde 15’i gayet başarılı buluyoruz.

Çıtayı daha da yükseltiyoruz

Müşteri memnuniyeti tarafında önemli bir çıkış yaptık 2016’da. Genel memnuniyet oranımız yüzde 88’den 92’ye çıktı. Müşteri memnuniyeti araştırması bağımsız bir şirket olan İpsos tarafından yapılıyor. Tavsiye edilme oranımız yüzde 86’dan 91’e çıktı. Tabii bu başarının arkasında aslında ekibimiz var. Bu anlamda hem müşterilerimize değer yaratmaya hem ekibimize yatırım yapmaya devam edeceğiz. İnsan kaynakları KPMG’nin en önemli unsurlarından bir tanesi. Orada da çok ciddi ilerlemeler kaydettik 2016’da. Mesela bir rekor kırıldı, her yıl yaz aylarında yeni mezunları alıyoruz. Bu yıl ilk üç günde bin kişiyi aştı başvurular KPMG’de. Çok yüksek bir rakam… Bu ciddi ilgi bizi memnun ediyor. Sonunda amacımız en iyileri KPMG’ye almak. Çünkü en iyilerin oluşturduğu bir ekip KPMG. Onu korumak ve çıtayı daha yukarıya çıkarmak istiyoruz.

Rotasyon dönemindeyiz. Önemli kazanımlarımız oldu. Bitmedi henüz ama Garanti Bankası, ENKA Holding, Ziraat Bankası gibi kurumlar KPMG’yi seçti. Çok sayıda finansal kuruluş var kazanımlarımız arasında. Bunlar ilk baktığımızda göze çarpan kazanımlar. Orada başarılı görüyoruz kendimizi. Müşteri tarafında pozitif haberler aldığımız bir yıl oldu.

Önümüzde kritik üç yıl var

Küresel perspektiften bakarsak son araştırmalarımız önümüzdeki üç yılın hem Türkiye için hem dünya için çok kritik olduğunu gösteriyor. Yeni iş modelleri, yeni teknolojiler hayata girdiğinde birden logaritmik olarak büyüyen iş alanları, teknoloji kaynaklı işler yükselişe geçecek. Önümüzdeki üç yılda bunlardan çok miktarda göreceğiz. Bunların Türkiye’ye de yansıyacağını düşünüyoruz. Tabii özellikle regülasyon tarafında teknoloji çözümlerinin pozitif veya geliştirilmesi gereken tarafları olacaktır. KPMG Türkiye de globalle birlikte buna hazırlanıyor. Ajandamızın en önemli başlıklarından bir tanesi teknoloji olacak önümüzdeki günlerde. Şunu memnuniyetle söylemeliyim ki, tüm ekibimizin yaklaşık yüzde 10’luk kesimi bilgi sistemleri uzmanları. Yani KPMG Türkiye’de çalışan 1100 kişinin yüzde 10’u teknoloji uzmanı.

Bu hep böyle miydi?

Şu anda bilinçli bir şekilde bu konuya yatırım yapıyoruz. Müşteri talepleri de bizi o yöne kaydırıyor. Artık daha çok teknoloji tabanlı veya teknoloji içeren, bir parçası teknoloji olan çözümler sunuyoruz müşteriye. Ve bu rakam ciddi şekilde arttı son 2-3 yıldır. Önümüzdeki 3 yılda daha da artacak. Bütün disiplinlerin, hizmet dallarımızın içinde teknolojinin ne kadar hızlı yer aldığını gözlemliyorum. Ekonomilerin içinde teknoloji ne kadar artıyorsa danışmanların içinde de teknoloji uzmanların ağırlığı o şekilde hızla artıyor. Böyle bir dönüşüm içindeyiz.

Bunun için bir kotanız var mı?

Her yıl iş planlarında ortaya çıkan talebe göre belirleniyor. Mesela denetim ekibimiz 550 kişi. 70 tanesi BT denetçisi. Bu çok yüksek bir oran ve bizim denetim çalışmalarımızı zenginleştiren bir şey. Metodolojiyi değiştirdik ciddi şekilde. Eskiden örneklemelerle yapılıyordu bu işler. Şimdi tüm popülasyon denetimi yapılıyor. Çünkü insan gücüyle 30-40 tanesine bakabilirsiniz ama artık bilgisayar 3 dakikada 30 milyon işleme bakabiliyor. Ve gerçekten müşteri için de değer yaratan sonuçlar çıkartıyor.

Mesleğimizde genelde hep mali denetim ekipleri yetiştirilirdi, şimdi başka bir ekip yetiştiriyoruz. Teknoloji bilen ve teknoloji denetimi yapan bir ekip. Yani bizim işimiz de değişiyor ve dönüşüyor. 550’de 70 çok ciddi ve 10 yıl öncesiyle karşılaştırılamayacak bir rakam. Geleceğin denetçisi de değişiyor aslında.

Nasıl denetçiler olacak gelecekte?

Daha az sayıda, daha tecrübeli ve BT yetenekleri olan bir ekiple yapılacak denetim artık. Biz denetimin o tarafa doğru evrim geçirdiğini görüyoruz. Rakamlar da bu gelişmeyi teyit ediyor. 

Bilgi güvenliği sertifikası aldınız değil mi 2016’da?

Evet, KPMG’de bir başka önemli konu kalite… Hem Türkiye’den hem yurt dışındaki otoriteler tarafından yapılan tüm denetimlerden "yeşil" aldı KPMG. O anlamda kalite ve risk yönetimi açısından da son derece başarılı oldu. ISO27001 bilgi güvenliği sertifikası aldık, bu önemli. Çünkü bütün müşterilerimizin bilgilerine sahibiz. 2 binin üzerinde aktif müşterimiz var, tümünün bilgileri güvence altında. Tüm bilgi sistemlerimiz uluslararası kalite standartlarına uygun bir şekilde çalışıyor. Keza KPMG’nin bilgileri de aynı sistemler tarafından korunuyor. Bilgi sistemleri güvenliği her yıl biraz daha fazla yer alacak ajandalarımızda. Biz KPMG olarak hem kendimizi hem de hizmetlerimizi bu alana çeviriyoruz.

Dünyayı, Türkiye’yi ve KPMG’yi nasıl bir 2017 bekliyor sizce?

Temkinli bir yıl olacak. 2016 potansiyel bütün değişiklikleri ortaya koydu, büyük sürprizlerin yaşanmasını beklemiyoruz. 2016’nın sonuçlarını görmeye başlayacağız 2017’de. ABD’deki değişim ABD’yi ve dünyanın kalanını nasıl etkileyecek, göreceğiz.

Avrupa ise kendi içinde bazı sorunlar yaşıyor, Brexit bunu tescilledi. Avrupa o sorunlarla boğuşmaya devam edecek. Brexit’in sonuçlarıyla yüzleşecek. Paris ve Frankfurt, Londra’nın yerini almaya hazırlanıyor mesela. Finans ve uluslararası ticaret anlamında ikisi de yarışıyor. Kim başaracak, bunun sonuçlarını göreceğiz.

Türkiye-AB ilişkileri 2017’de nasıl bir seyir izleyecek bu çok önemli. Türkiye’nin AB’nin çok önemli bir iş ortağı olduğunu hepimiz biliyoruz. Hem karşılıklı yatırımlar hem de karşılıklı iş hacminde Türkiye ile AB iç içe geçmiş durumda. İş hacminde dönem dönem yükselme ve alçalmalar oluyor ama AB, Türkiye için tartışmasız bir iş ortağı. İlişkilerin geliştirilmesi, zenginleştirilmesi gerekiyor. İş hayatı açısından baktığımızda Türkiye net bir şekilde AB’nin parçası. AB’nin dışında değil. O kadar çok yatırım var ki, benim bildiğim 6 binden fazla Alman şirketi var Türkiye’de yatırım yapmış. Müthiş bir sayı. Bizim şirketlerimizin AB’de ciddi yatırımları var. 2016’nın sonunda jeopolitik bazı tartışmalar olsa da 2017’de Türkiye’nin AB ile yakınlaşacağını öngörüyoruz.

2017 Türkiye için de temkinli olmamız gereken bir yıl. Nakit ve maliyet yönetiminin önemli olacağını düşünüyoruz. Elbette yeni fırsatlar da çıkacaktır. Kendi penceremizden baktığımızda biz yine müşterilerimize çözümler üretmeye devam edeceğiz. 2017 ajandalarındaki konulara göre düzenlemelerin getirdiği ihtiyaçlar, iş modellerinin sebep olduğu yenilikler bazen de yeni ortaya çıkan risklerin yönetilmesi konularında ajandayı takip edeceğiz.

Entegre çözümler üretiyoruz

KPMG açısından 2017’de öne çıkacak başlıklar arasında, müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu entegre çözümleri üretmek var. Mesela artık bir çözümün içinde avukat, BT uzmanı ve bir vergi uzmanı birlikte çalışacak. Çünkü mevzuat değiştiğinde sadece mevzuat uzmanı bir çözüm üretemiyor. Bunun BT tarafı oluyor, mali tarafı, vergi tarafı olabiliyor. KPMG entegre çözümlere dönecek. İnsan kaynağımız bunun için çok elverişli, avantajlıyız.

Müşterinin ihtiyaçlarına cevap verme kapasitemizi ve yüksek kalitemizi daha yukarı çıkaracağız. Bunlar da yeni yetenekler geliştirerek olacak. KPMG’ye katılan arkadaşların çeşitliliğini, bilgisini, yeteneğini yukarıya çekiyoruz. Ekibimizin yeteneklerini geliştiriyoruz. Sahip olduğumuz yetenekleri yükseltiyoruz. Kullandığımız araçları geliştiriyoruz. Ciddi bir BT ve insan kaynağı yatırımımız var, aynı zamanda BT araç yatırımımız var. Çok sayıda küresel yazılım kullanıyoruz. Gelişmiş bilgi sistemleri altyapıları kullanıyoruz. Tüm bunlar doğrudan müşterilere yansıyor.

KPMG’nin küresel vizyonu da Türkiye’nin vizyonu da ‘Clear Choice’ ve ‘Kızıl Elma’. Farklı ve önde olmak istiyor KPMG. Bu anlamda yeni araçlarımız ve yeni insanlarla bu vizyonu hayata geçirmek için fırsat olacak 2017 bizim için.

Türkiye’nin sıçrama zamanı

Türkiye 2017’de neleri fırsata çevirebilir?

Türkiye bir dinlenme döneminde demiştik, oradan yeni bir çıkışa geçeceğini düşünüyoruz. Biz de kendimizi buna hazırlıyoruz. Türkiye’nin yapısal reformları ajandasına alması gerekir. Yapısal reformlar Türkiye’ye yeni bir ivme katacak. Bunlar ne olabilir; düzenlemelerdeki kalitenin artması, eğitim konusu çok önemli. Türkiye bu alanda sıçrama yapmalı, Ar-Ge çok önemli çünkü bunlar faz geçişi yapacak unsurlar. Yani düzenlemeler, eğitim ve Ar-Ge olarak üç başlığı öncelikli görüyoruz. Türkiye bu konularda ev ödevini yaparsa yeniden sıçrama periyoduna girme potansiyeli yüksek. Ekonomik dinlenmeden sıçramaya... Dünyada bunun örnekleri var, istatistik bilimi de böyle söylüyor; ülkeler kişi başı milli gelirde 10 bin dolar seviyelerine geldiğinde bir dinlenme dönemi yaşıyor. Buradan yukarıya sıçramak için yapısal değişiklikler yapılmalı. Sıçrayabilenlere baktığımızda hepsinde düzenleme kalitesinin çok yüksek olduğunu görüyoruz. Batı Avrupa, ABD, Uzakdoğu’nun gelişmiş ülkeleri, buralarda düzenleme kalitesi çok yüksek. Entelektüel hakların korunması, Ar-Ge ile ilgili düzenlemeler, çevre düzenlemeleri aklınıza gelebilecek tüm düzenlemelerde kalitenin ciddi yüksek olduğunu görüyoruz.

Şimdi Türkiye’nin 10 bin dolarlık seviyeye gelirken yaptığı reformları hatırlayalım, ticaret kanunu, borçlar kanunu iş dünyasıyla ilgili pek çok düzenlemede ciddi açılımlar yaptı Türkiye ve 10 bin dolara yükseldi. Şimdi bir sonraki aşamaya geçmek için yeniden yeni yapısal reformlar yapması gerekiyor. Düzenleme kalitesi yükseldikçe zenginlik de yükseliyor. Tüm istatistikler bunu gösteriyor, kaliteli düzenleme zenginlik getiriyor.

Birleşme-satın alma yerine yeni iş modelleri

Yabancı yatırımda nasıl bir tablo görüyorsunuz?

Hem dünya hem AB hem de Türkiye için bu kadar değişik bir yıl olunca 2015’e göre yüzde 10 civarında gerileme var yabancı yatırımda. Bu bir ölçüt tabii ki ama dikkat çekmek istediğim bir nokta var; satın alma ve birleşmelerin bir rakibi ortaya çıkıyor artık: İşbirlikleri ve iş modelleri ortaklığı... Şimdi satın alarak büyümek yerine işbirlikleri yaparak ortak iş modelleriyle büyüme ve gelişme yönetim kurullarının ajandasına giriyor. Bu konunun ayrıca incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Birleşme ve satın alma pazarına bakarken iş modellerinde de böyle bir değişiklik olduğunu görmemiz lazım. Artık büyük şirket bütün iş modellerini içine almak istemiyor. O iş modelini en iyi yapan kimse onunla ortaklık yapmak istiyor.

Sürdürülebilirlik ne ifade ediyor sizin için?

İş dünyasının ajandasında bu kavram çok yükseldi. Hatta muhasebe ve denetim dünyasında da çok öne çıktı. Sürdürülebilirlik raporları, sürdürülebilirlik denetimleri yapılıyor artık. Sürdürülebilirlik sadece mali güç değil bugünün iş dünyasında. Mali güce ve performansa ilaveten diğer unsurların da takip edilmesi ve geliştirilmesi konsepti var. Bir tanesi siber güvenlik mesela, şirketin çevreye verdiği zarar veya çevresel parametrelere karşı duyarlılığı. Bunların hepsi finansal olmayan kilit performans göstergeleri. Ulaştırma sektöründe mesela dakiklik çok önemlidir, trenin, uçağın vaktinde kalkması, bunu hiçbir denetim raporunda görmezsiniz. Oysa artık geleceğin raporlamasında mali figürlerin yanı sıra bu finansal olmayan kilit performans göstergeleri. ilgili de teminat verilecek. Çünkü sadece rakamlara bakarak arkadaki hikayeyi anlayamayız. Çevreyle barışık mısınız, bilgi sistemleri açısından güvenilir misiniz, performans göstergeleriniz rakiplerinize göre ne durumda? Entegre raporlama diyoruz buna. Sürdürülebilirlik için finansal olmayan performans göstergelerinin de raporlanması ve bunlara güvence verilmesi ajandada olacak.

Bunlar iş dünyasında sürdürülebilirliğin yeni gerçekleri. Bu nedenle artık entegre çözümler gerekiyor, biz de entegre hizmetlerimizle iddiamızı ortaya koyuyoruz. Bunun küresel know-how’ın Türkiye’ye gelmesi için hem burada biz çalışıyoruz hem Türkiye’deki akademik çevreyle, STK’larla işbirliği halindeyiz. Entegre raporlama altyapısının oluşturulabilmesi için çok ciddi mesai harcıyoruz. Yakın zamanda Türkiye’nin de düzenlemelerine girmesini istiyoruz. Bu değişim, meslekteki insan profilini de değiştirecek. Çevreyle ilgili konularda performansı değerlendirmemiz için çevre mühendisine ihtiyacımız olacak mesela.

KPMG Gündem 28

KPMG Gündem 28. sayısında iş dünyasındaki profesyonellere zengin ve renkli bir içerik sunuyor.

 
Daha fazlasını oku

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder