ABD seçimleri sonrası finansal hizmetler sektörü | KPMG | TR

ABD seçimleri sonrası finansal hizmetler sektörü

ABD seçimleri sonrası finansal hizmetler sektörü

ABD’de 8 Kasım 2016’da yapılan seçimlerde Cumhuriyetçi Parti hem mecliste çoğunluğu hem de başkanlığı kazandı. Cumhuriyetçilerin bu derecede kontrole sahip olmaları, finansal krizden bu yana izlenen ABD finansal hizmetler düzenlemelerini yeniden yönlendirerek politika değişikliklerine yol açacak gibi görünüyor.

1000

İlgili içerik

federal reserve

Piyasada hangi alanlarda değişiklik bekleniyor?

  • Trump, son haline getirilmiş ancak henüz yürürlüğe girmemiş olan yeni düzenlemeler hakkında geçici olarak dondurma çağrısında bulundu.
  • Trump, Merkez Bankası’nın faiz oranlarını gereksiz yere düşük tuttuğuna inandığını söyledi. Sektör spekülatörleri artacak faiz oranlarının finansal hizmetler marjlarını olumlu etkileyebileceğini düşünüyor.
  • Finansal kurumlar, kriz sonrası düzenleyici rejime önemli kaynaklar yatırdı. Tüketiciyi ve yatırımcıyı koruma konularındaki düzenlemelerin hem tüketiciler hem de iş için iyi olduğu gerekçesiyle, firmalar bu çabalarını ileriye dönük sürdürmeyi bekliyor. Trump’ın seçim kampanyası döneminde tüketiciyi koruma ile ilgili söylemleri de bu beklentiyle uyum içindeydi.
  • Uluslararası standartları belirleyen kurumlar, (Finansal İstikrar Kurulu ve Basel Komitesi gibi) finansal hizmetler sektörü için küresel sermaye, likidite ve yönetişim standartlarının belirlenmesinde aktif olarak görev almıştı. Trump yönetiminin bu standartlara ne kadar katıldığı açıkça belli olmamakla birlikte, ABD’nin koruma yanlısı bir tutum sergilemesi küresel piyasalara zarar verebilir.
     

Yeni yönetimin finansal hizmetler sektörünü etkileyebileceği alanlar: Dodd-Frank Yasası

Trump Transition ekibi tarafından kurulan yeni bir web sitesi, gelecek yönetimin Dodd-Frank Yasası'nı ortadan kaldırmak ve yerine yeni bir düzenleme getirmek üzerinde çalışacağını belirtiyor. Dodd-Frank Yasası’nın finansal kurumlara aşırı derecede yük bindirdiği ve kredi verme yeteneklerini kısıtladığı Trump tarafından daha önce de dile getirilmişti. Bununla birlikte, piyasalar yasanın tamamen kaldırılmasını pek mümkün görmüyor ve değişikliklerin aşağıdaki konulara odaklanacağını düşünüyor:

  • SIFI (sistemik olarak önemli finansal kurum) eşiğini büyük bankaları için 50 milyar ABD dolarına çıkarmak
  • Topluluk bankaları için af/borç erteleme
  • Daha az agresif uygulama - Volcker Kuralı kısıtlamalarının geri çekilmesi – Tüketici Finansal Koruma Bürosu’nda (CFPB) değişiklikler
  • Uluslararası anlaşmalarda yerli kurumlara küresel kurumlardan daha yumuşak muamele
  • Finansal İstikrar Gözetim Konseyi’nin kaldırılması - potansiyel olarak sigorta sektörünü ve finansal piyasa araçlarını etkilemektedir.

Jeb Hensarling (H.R. 5983, Finansal Seçme Yasası) tarafından önerilen alternatif bir düzenleyici çerçeve Dodd-Frank Yasası’nda yapılacak değişikliklerin yönünü değiştirebilir. Finansal Seçme Yasası uyarınca, iyi sermayelendirilmiş kurumlar, belirli bir kaldıraç oranını sürdürürlerse, sermaye ve likidite gerekliliklerinden muaf tutulacaklardır (Basel, GSIB - ancak stres testleri devam edecek).

Mevzuat ayrıca, Volcker Kuralı’nın bankanın ticareti ve yatırımları üzerindeki kısıtlamalarını ortadan kaldıracak, Mali İstikrar Gözetim Konseyi’ni yürürlükten kaldıracak, Tüketici Finansal Koruma Bürosu’nu yenileyecek, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nu (SEC) revize edecek, Federal Sigorta Bürosu’nu (FIO) güçlendirerek dolandırıcılıktan doğan maliyetleri ve hesap verebilirliği artıracak. Bu maddelerin birçoğu yeni yönetimin talimatıyla uyumlu görünüyor.

Haber kaynakları, bu yasanın Senato Demokratlarının “hoşuna gidecek” şekilde değiştirilebileceğini ve yapılabilirse 2017’de geçiş ihtimalinin yüksek olabileceğini öngörüyor.

Ayrıca Trump, koruma fonları (hedge fund) da dâhil olmak üzere finansal kurumların üst düzey yönetimine tanınan tazminat seviyelerinin istisna olduğunu belirtti. Teşvik tazminatı reformu Dodd-Frank’ın bir parçası olmasına rağmen, bu hükümler henüz kesinleşmemişti. Gelecekteki mevzuat veya kural koyma yöntemiyle azaltılmamaları ve hatta güçlenmeleri olası gözüküyor. Benzer şekilde, üst yönetim ile bağımsız yönetim kurulu üyeleri arasında aşırı derecede aşinalık olduğunu ve üst yönetimin yönetim kurulu kararlarında çok fazla etkisi olduğunu belirtti. Bu açıklamalar, kurumsal yönetimin güçlendirilmesine yönelik eylemler alınacağını işaret ediyor.

Tüketici Finansal Koruma Bürosu

Trump, Tüketici Finansal Koruma Bürosu’nu kaldırma arzusunu dile getirmiş olsa da Tüketici Finansal Koruma Bürosu’nun yetkisinin küçültülmesi, Meclis tarafından sıkı kontrol altında tutulması ve yeni liderlik altına sokulması ihtimali daha yüksek.

Tüketici Finansal Koruma Bürosu’nun, bankalar ve banka-dışı finans kurumları üzerindeki kontrolü hızlı bir şekilde değişmeyebilir.

Tüketici Finansal Koruma Bürosu’nun tüketiciyi ve küçük işletmeleri korunması rolü olması sebebiyle, Trump’ın finansal piyasalardaki adaleti teşvik etme ve “Sıradan Amerikalı”yı destekleme konusundaki tutumu da göz önüne alınınca, Büro'nun tamamen ortadan kaldırılması pek olası gözükmüyor.

Kongredeki Cumhuriyetçiler, Tüketici Finansal Koruma Bürosu’nun liderliğini tek bir direktörden beş kişilik partiler arası bir komisyona kaydırmak ve Büro’yu ödenek alma sürecine tabi kılmak için birçok kez mevzuat teklif etmişlerdi. Aynı hükümler H.R. 5983’e de dahil edilmişti.
 

Düzenleyici kurum liderliği

Trump, yeni dönem federal mali hizmetler düzenleyici kurum başkanlarını mevcut hükümlerinin sonunda veya öncesinde istifa edenler için atayacak. Yeni raporlar şunu öneriyor:

  • Merkez Bankası Başkanı Janet Yellen’in görev süresinin sonuna kadar (Şubat 2018) kalması bekleniyor. Dodd-Frank Yasası tarafından oluşturulan ve şimdi yeni idare tarafından doldurulacak olan “Denetim Başkan Yardımcısı” pozisyonu bulunuyor.
  • Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu Başkanı White, Başkan Obama’nın dönemi (Ocak 2017) sonunda Başkanlık görevini bırakacağını açıkladı.
  • Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’nun yeni başkanı seçilecek.
  • Trump’ın Tüketici Finansal Koruma Bürosu’na liderlik etmek için Cumhuriyetçi bir görevli bulması yaygın bir görüş. Yakın tarihli bir mahkeme kararı Başkan’a, Tüketici Finansal Koruma Bürosu Direktörü’nü istediği gibi değiştirme olanağı verdi.
     

Çalışma Bakanlığı Mutemet Kanunu

Çalışma Bakanlığı Mutemet Kanunu Kuralları Haziran 2016’da yürürlüğe girdi ve uyumun ilk aşaması Nisan 2017 için planlandı. Kural, Cumhuriyetçiler içinde muhalefet, fesih oylaması ve birden fazla dava da dâhil olmak üzere çok tartışmaya konu oldu. Birçok endüstri katılımcısı, kuralın uyum tarihinin geri çekileceğini ya da mevzuat yoluyla elimine edileceğini düşünüyor.

Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu benzer bir kanun üzerinde çalışıyor. Mutemet Kanunu’nun, Çalışma Bakanlığı ve Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu ortak bir kanun tasarısı hazırlayana kadar askıya alınabileceğini düşünülüyor.

Mutemet Kanunu’nun önceliği, Trump’ın seçim kampanyalarında dile getirdiği herkes için adil bir mali sistem görüşü gibi tüketicinin korunmasıdır.
 

Sigorta sektörü

Çalışma Bakanlığı Mutemet Kanunu’ndaki değişikliklerin, geleneksel olarak her yıl satılan bireysel emeklilik sigortası ürünlerindeki perakende satışları etkilemesi nedeniyle sigorta sektörü üzerinde de büyük bir etkisi olacak.

Finansal İstikrar Gözetim Konseyi (FSOC) ve SIFI tanımlamalarına yapılacak herhangi bir değişiklik muhtemelen büyük sigorta şirketlerini etkileyecek. Mevcut durumda banka dışı SIFI olarak belirlenen iki sigorta şirketi bulunuyor.
 

ABD’de değişim rüzgarı esecek

Seçim sonuçları finansal hizmetlerle ilgili düzenlemelere birçok yönde değişiklikler getirecek olsa da, düzenleyici kurumlar ve finansal hizmetler endüstrisi müşterilerinin genel beklentilerine göre, risk yönetimi ve idaresi ile kültürü prensipleri sabit kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Düzenleyici çevrelere bakılmaksızın, göstergeler, her ölçekteki finansal kuruluşa birçok açıdan “plana sadık kalmalarını” öneriyor. Şu an için, beklenen değişimin kapsamı tahmin niteliğinde olup, düzenlemeler yayınlandıktan sonra bile yürürlükten kaldırma ya da revizyonlar hariç olmak üzere yürürlüğe koyma, uygulama ve faaliyete geçirme işlemlerinin zaman alacağının farkında olunmalıdır. Özellikle, finansal kurumlar şu gayretleri sürdürmelidir: Operasyonel etkinliği ve verimliliği artırmak, idare, uyum ve risk yönetimini güçlendirmek, müşteri odaklı bir yönetim sağlamak, inovasyon ve pazara yeni giren rakiplerle birlikte artan zorluklara göğüs germek. Finansal hizmetler endüstrisini etkileyen birçok değişim faktörü var ve bu konular hâlihazırda tasarlanan değişikliklerden tamamen bağımsız olarak kalacak.

KPMG Gündem 28

KPMG Gündem 28. sayısında iş dünyasındaki profesyonellere zengin ve renkli bir içerik sunuyor.

 
Daha fazlasını oku

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder

KPMG’nin yeni dijital platformu

KPMG International, yeni ve ilişkili içeriklere uygun, deneyiminizi geliştiren son teknoloji bir dijital platform geliştirdi.