Brexit: Finans sektörüne etkisi | KPMG | TR

Brexit: Finans sektörüne etkisi

Brexit: Finans sektörüne etkisi

İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılma kararı vermesinin ardından 2016 yılında yapılan Global Finans Merkezleri Araştırması’na göre dünyanın en büyük finans merkezi olarak belirlenen Londra’nın bu unvanını kaybetmesi şu an dünya gündeminin en önemli başlıklarından biri.

1000

Kıdemli Ortak, Türkiye Başkanı

KPMG Türkiye

İletişim

İlgili içerik

Brexit: Finans sektörüne etkisi

Finans merkezi “dünyanın ünlü banka ve borsalarının faaliyet gösterdiği ticaret veya iş merkezi olan kent” olarak tanımlanabilir. Tarihte Babil (Mezopotamya), Timbuktu (Mali) ve İstanbul (Roma İmparatorluğu) finans merkezi olan kentlerdi. Günümüzde ise hem Avrupa’nın hem de dünyanın en önemli finans merkezi olarak kabul edilen Londra’nın Brexit referandumundan sonra bu unvanını New York ya da Singapur’a kaybetmesi finans piyasalarında konuşulan konulardan biri oldu. Söz konusu durum içinde 500 milyon nüfuslu Avrupa pazarına erişimlerinin kesilmesinden endişelenen bazı finans kuruluşları şimdiden İngiltere yapılanmalarını küçültmeyi planlarken bazı finans kuruluşları da çıkış planlarını değerlendiriyor. Kısacası, artan belirsizlik Londra’da uzun vadeli planlar yapmayı tercih eden finans kuruluşlarının huzurunu şimdiden kaçırmış durumda.

Dünya uluslararası finansal hizmetler sektöründe en büyük pay Büyük Britanya’nın olarak belirleniyor. Bu ülke yüzde 30,25 ile dünya uluslararası finansal hizmetler sektörünün yaklaşık üçte birine sahiptir. ABD ise yüzde 21,30’luk bir payla Büyük Britanya’yı takip ediyor. İngiltere’de ise halihazırda finans sektörü ülke ekonomisinin yaklaşık yüzde 12’sini oluşturuyor. Ülkede 2,2 milyon finans sektörü çalışanının yaklaşık 700 bini ise finans merkezi olan Londra'da. Hem Avrupa’nın hem de dünyanın en önemli finans merkezi olarak kabul edilen şehir, sadece finansal hizmetler üzerinden yılda 300 milyar dolar gelir elde ediyor. Bu rakamın 30 milyar doları ise doğrudan Avrupa ile gerçekleştirilen işlemlerden geliyor. Londra’dan yönetilen toplam varlık miktarının ise çift basamaklı trilyon dolar seviyesinde olduğu tahmin ediliyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve Hazine Bakanlığı, ülkenin AB’den ayrılması ve ortak pazarı terk etmesi durumunda, ticaretin darbe alacağı uyarılarını yapmıştı. Brexit’in gerçekleşmesinin ardından finans otoritelerinin öngörüleri şöyle sıralanıyor:

IMF:

Brexit, uzun soluklu bir belirsizlik ortamına ve finansal piyasalarda devamlılık arz eden çalkantılara yol açabilir. Bu durumda ülkenin büyümesi de olumsuz etkilenir. AB’den çıkılması durumunda Birleşik Krallık milli geliri uzun vadede yüzde 1 ila yüzde 9 daralabilir. Kısa vadedeyse konut fiyatlarında sert düşüşler yaşanabilir. Şirketlerin borçlanma maliyetleri yükselebilir.

OECD:

AB’den çıkış kararı, ülkede tüketici güvenine anında yansır ve hane halkı harcamalarını olumsuz etkiler. Bu da Birleşik Krallık milli gelirini 2020’ye kadar yüzde 3 olumsuz yönde etkiler. AB geneli de hane halkı harcamalarındaki azalıştan olumsuz etkilenir. Uzun vadedeki etkiler Birleşik Krallık ve AB arasında yapılacak ticaret anlaşmalarının içeriğine bağlı olacak. Beklenti, bu anlaşmanın mevcut ortak pazar şartlarından daha sınırlayıcı olacağı yönünde. Doğrudan yabancı yatırımın azalması ve kalifiye göçmenlerin istihdam piyasasına katılmamaya başlaması milli gelirde yüzde 5’lik daralmaya yol açar.

Birleşik Krallık Hazine Başkanı:

Brexit’in ekonomiye maliyeti 2030’a kadar yüzde 6,2’lik milli gelir daralması getirecek. Bu oran, her hanenin yıllık bütçesinde 4 bin 300 sterlinlik düşüş anlamına geliyor. Yine aynı dönem içinde yatırımların azalması sonucu 820 bin kişinin işsiz kalması, sterlinin yüzde 15 değer yitirmesi ve enflasyonun da yüzde 2,7 yükselmesi ihtimali üzerinde duruluyor.

Referandum sonucundan çıkan karara ilişkin müzakerelerin uzaması ya da bir sonuca varılamaması halinde, Avrupa’daki müşterilerine sağladığı hizmetlerin de kesintiye uğramaması ve belirsizlikleri de azaltmak adına finans şirketlerinin operasyonlarının bir kısmını Avrupa’daki alternatif finans merkezlerine taşıması yüksek bir olasılık olarak görünüyor.

İngiltere’de Brexit referandumu ardından bir panik havası yaşanıyor... İngiliz Sterlini ABD doları karşısında 31 yılın en düşük seviyesine geriledi ve euroya karşı da yüzde 7,2 değer kaybetti. Londra Borsası vadeli işlemlerinde ise hisse senetlerinde düşüş yüzde 8’leri bulmuş durumda. İngiltere’deki riskini azaltan yatırımcılar ise güvenli liman olarak ABD’de 10 yıl vadeli tahvillere ve altına yöneldi. Spot altın yüzde 7’nin üzerinde değer kazanarak 1340 dolar seviyesini aşarken, ABD 10 yıllık tahvillerinin faizi yüzde 1,50’nin altına geriledi.

Bu bilgiler ışığında referandum sonucunda AB’den ayrılma kararı çıkmasının ardından İngiltere’nin AB ile yapacağı müzakerelerin en önemli başlıklarından birinin "finansal hizmetler ve düzenlemeler" olacağı su götürmez bir gerçek. İngiltere’de Brexit referandumu sonrası ülkelerle yapılacak anlaşmaların yenilenmesi de ana gündem maddelerinden biri olacak. Buna ek olarak İngiltere finansal sektöründe çalışmakta olan Türk ve Avrupa Birliği vatandaşlarının da çalışma hakları ve izinlerinin düzenlenmesi gerekebilir.

Bunun yanında bankacılık ve sigorta gibi sektörlerde İngiltere firmalarının, Brexit referandumu öncesinde Avrupa Birliği regülasyonlarına bağlı olması ve referandum sonucunda ilgili regülasyonların değişmesi büyük sorun yaratabilir. Örneğin İngiltere’nin kendine özel bir SolvencyII oluşturması öngörülebilir.

İngiltere’nin referandum sonrasında büyümesinin sekteye uğrayacağına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. ABD başkanı Barack Obama’nın da açıkladığı gibi sadece uluslararası anlaşmaların düzenlenmesi ve tamamlanması 10 seneyi bulabilir. İngiltere ekonomisinin büyümesinin sekteye uğraması, finans merkezi olmaması başta Avrupa Birliği olmak üzere dünyayı etkileyebilir. Avrupa Birliği’ne bağımlılık nedeniyle bu durum Türkiye ekonomisine de orta-uzun vadede olumsuz bir havayla sirayet edebilir. Sonuç olarak Brexit sonrası tüm dünya finans piyasalarını etkileyecek en önemli faktörün ekonomi olacağı anlaşılıyor.

KPMG International Cooperative (“KPMG International”) bir İsviçre kuruluşudur. KPMG ağına üye olan bağımsız şirketler, KPMG International’a bağlıdır. KPMG International’ın müşterilere sunduğu herhangi bir hizmet yoktur. Hiçbir üye şirketin KPMG International’ı veya bir başka üye şirketi, aynı şekilde KPMG International’ın da hiç bir üye şirketi üçüncü şahıslar ile karşı karşıya getirecek zorlayıcı ya da bağlayıcı hiçbir yetkisi yoktur. Tüm hakları saklıdır.

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder