2030'un devleti: Kamu borcu ve güç dengeleri

2030'un devleti: Kamu borcu ve güç dengeleri

Platon, “ideal devlet”i ararken 21. yüzyılı hayal etmemişti kuşkusuz. Ama mesela çağımız düşünürlerinden Alain Badiou’nun; Platon’un 2400 yıllık eseri üzerinden Devlet’i yeniden yazması yakın tarihin en heyecan verici tartışmalarından biriydi. Nazizmden, Lenin’den, Lacan’dan bahseden bir Platon, küresel dönüşümü nasıl yorumlar, 2030’ların devletine nasıl bir çerçeve çizerdi? KPMG’nin “Geleceğin Devleti” araştırması, “Değişim bizi nereye götürüyor?” sorusuna yanıt arıyor. Hazırlanan rapor, devletin ne yöne evrilebileceğine dair önemli ipuçları sunuyor.

İlgili içerik

2030'un devleti: Kamu borcu ve güç dengeleri

PMG’nin yaptığı “Geleceğin Devleti: 2030” araştırmasında belirlenen 9 küresel mega trendin izini sürmeye devam ediyoruz. Bu sayıda ele alacağımız iki başlık, devletle toplum arasındaki temel ilişkilere dokunuyor. 2030’ların devletini şekillendirmesi öngörülen mega trendlerin birisi “kamu borcu”. Araştırmaya göre, günümüzdeki kamu borcu sorunları yaygın kanının aksine yakın geçmişteki küresel finans krizi ve sonrasındaki teşvik harcamalarının bir sonucu değil. Araştırmada, büyük ekonomilerin çoğunun 2008’den önce de ciddi büyüklükte borç üstlendiği, kriz öncesi beş yıl boyunca ve hatta öncesinde bütçe açığı verdiği hatırlatılıyor. Ekonomik büyümeye tekrar geçiş sürecinin uzamasında bu faktörün de önemli rolü olduğu hatırlatılıyor. 2030’a kadarki süreçte ve sonrasında kamu borcunun, vergi ve politika seçeneklerini sınırlayan bir önemli bir etken olmaya devam etmesi bekleniyor. Devletlerin kamu borcunu kontrol altına alma ve kamu hizmetlerini sağlamak için yeni yöntemler geliştirme konusundaki performansları, sosyal, ekonomik ve çevresel zorlukların üstesinden gelme kapasitelerini gelecekte de etkileyecek.

Araştırma, gelişmiş ülkelerdeki kamu borcunun son yıllarda büyük oranda arttığını gösteriyor.

Kamu borcu alarm veriyor

Kamu borcundaki artışın sonuçları

Devletlerin neyi değiştirmesi gerekiyor?

  • Gelişmiş ülkelerde, dünyadaki ekonomik büyüme rakamları istikrara kavuştuğunda bütçe dengesi veya bütçe fazlasını hedefleyerek ve mali sürdürülebilirliğe daha fazla önem vererek kamu bütçesini yeniden sağlıklı bir yapıya kavuşturmak. Bunu başarmak için hem gelir tarafında hem de gider tarafında yeni düzenlemeler yapmak gerekecek.
  • Harcamaları daha sıkı kontrol etmek.
  • Mali ölçümleri iyileştirerek altyapı yatırımları veya faiz ödemeleri gibi bütçe kalemlerinin birbirinden kolayca ayrılabilmesini sağlamak.
  • Hükümetlerin harcama yetkisi ile orta ve uzun vadeli planlama yapma ihtiyacını dengeleyecek bağımsız maliye politikası mekanizmaları oluşturmak. Örneğin “mali sıkılaştırma” kuralı, denk bütçe yapmak veya borç tavanı protokollerine uyabilmek için euro bölgesi ülkelerinin anayasalarına maliye politikası ile ilgili sınırlayıcı hükümler koymasını gerektiriyor.

Devletlerin nasıl değişmesi gerekiyor?

  • Nesiller arası mali sürdürülebilirlik inisiyatifleri başlatmak. Bu kapsamda;
     - Dönemsel olarak nesiller arası raporlar hazırlamak
     - Dönemsel olarak ulusal altyapı öncelikleriyle ilgili planları hazırlamak
     - Olağanüstü risklerin karşılanması için yetkilendirilmiş bir sigorta şirketi kurmak
  • Siyasi liderlere önerilerde bulunan ve sadece harcama miktarına odaklanan mali danışmanlık yapıları tesis ederek devletlerin, harcamanın kalitesine odaklanabilmesini sağlamak.
  • Siyasi liderlerin mali konularda derinlemesine bilgi sahibi olmasını sağlamak.

Güç dengeleri değişiyor

2030’ların devletini şekillendirecek bir diğer mega trend; “ekonomide güç dengelerinin değişmesi” olarak belirlendi. Çünkü yükselen ekonomiler, bir yandan milyonlarca kişiyi yoksulluğun pençesinden kurtarırken bir yandan da küresel ekonomide gittikçe daha fazla söz sahibi olmaya başlıyor. Küresel güç dengelerinin değişmesi hem uluslararası kuruluşların hem de devletlerin “şeffaflık ve kapsayıcılık” konularına daha fazla eğilmelerini gerektirecek.

Ticaretin serbestleşmesi, ekonomik reformlar ve hem sermayenin hem de teknolojinin gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere daha kolay gidebilmesi sayesinde Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Güney Afrika, Meksika, Endonezya gibi ülkeleri de içeren yükselen piyasa ekonomileri, küresel ölçekte gittikçe daha önemli oyuncular haline geliyor. Örneğin; Çin firmaları tarafından satın alınan yabancı şirket sayısındaki artışın önümüzdeki beş yılda iki katına, 2020’de ise dört katına çıkması bekleniyor.

2030’da gelişmekte olan ülkelerin küresel GSYİH içindeki payı ise yüzde 57 olacak.

Ekonomik güç dengelerinde yaşanan bu değişim bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Ortalama gelirin arttığı birçok ülkede diğer yandan eşitsizliğin de arttığı görülüyor.

Kamu borcundaki artışın sonuçları

Devletlerin neyi değiştirmesi gerekiyor?

  • Güç dengelerinin değiştiği bir dünyada ülkelerin karşılaştırmalı üstünlüklerinin nasıl değiştiğini anlamak.
  • Halka açık çokuluslu şirketlerin yabancı ülkelerde yatırım yaptığı bir ortamdan, kamu şirketlerinin yabancı ülkelerde doğrudan yatırım yapmaya başladığı bir ortamda;
     - Sermaye akışlarının ve yatırımların düzenlenmesi konularında yeni bir yaklaşım geliştirmek.
  • Önemli ulusal varlıklara ve kaynaklara yabancı devletlerin ortak olması konusunda gerekli düzenlemelerle desteklenmiş açık politikalar geliştirmek.

Devletlerin nasıl değişmesi gerekiyor?

  • Ulusal varlıklardaki yabancı yatırımların nasıl yönetileceği konusundaki düzenlemeleri yeniden ele almak.
  • Ulusal ekonominin, güç dengelerinin değiştiği bir dünya düzenine uyumuna nasıl destek olunacağını düşünmek.
  • Yabancı yatırım çekebilmek için uygun vergi ve iş politikaları ile temel beceriler için eğitim dahil olmak üzere stratejiler uygulamak.
  • İkili ve çoklu ticaret anlaşmaları dahil olmak üzere uluslararası ticaret anlaşmalarında daha fazla yer almak.
  • Güç dengelerinin değiştiği bir dünyada karşılaştırmalı ekonomik üstünlükler konusunda orta ve uzun vadeli modellemeler ve senaryo analizleri yapmak.

Gelişmiş ülkelerin kamu yönetimlerinin yapması gerekenler:

  • Yeni ve gelişmekte olan piyasalara erişim sağlamaya odaklanmak, bu kapsamda ticaret anlaşmaları yapmak, ziyaretler gerçekleştirmek ve farklı ülkelerde ticaret ofisleri kurmak / var olanları genişletmek.
     

Gelişmekte olan ülkelerden bazılarının yapması gerekenler:

  • Yabancı yatırım değerlendirme kurulları oluşturmak.

KPMG Gündem 27

KPMG Gündem 27. sayısında iş dünyasındaki profesyonellere zengin ve renkli bir içerik sunuyor.

 
Daha fazlasını oku

KPMG International Cooperative (“KPMG International”) bir İsviçre kuruluşudur. KPMG ağına üye olan bağımsız şirketler, KPMG International’a bağlıdır. KPMG International’ın müşterilere sunduğu herhangi bir hizmet yoktur. Hiçbir üye şirketin KPMG International’ı veya bir başka üye şirketi, aynı şekilde KPMG International’ın da hiç bir üye şirketi üçüncü şahıslar ile karşı karşıya getirecek zorlayıcı ya da bağlayıcı hiçbir yetkisi yoktur. Tüm hakları saklıdır.

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder

KPMG’nin yeni dijital platformu

KPMG International, yeni ve ilişkili içeriklere uygun, deneyiminizi geliştiren son teknoloji bir dijital platform geliştirdi.