Petrol ve Gaz Pazarında Gelişmeler - Haziran 2016 | KPMG | TR

Petrol ve Gaz Pazarında Gelişmeler - Haziran 2016

Petrol ve Gaz Pazarında Gelişmeler - Haziran 2016

KPMG Petrol ve Gaz Pazarında Gelişmeler bülteni, sektördeki trendlere odaklanıyor.

1000

İlgili içerik

Açılış lisansları hakkında

Küresel petrol fiyatları kıyaslama ölçütleri, son birkaç ayda toparlandı. NYMEX WTI ve ICE Brent sözleşmeleri, psikolojik sınır olan 50 dolar sınırını geçici olarak aştı. Ancak artışın hız kaybettiği görülüyor. Haziran ortasında petrol fiyatları yeniden 50 doların altına indi. Güçlenen Amerikan doları ve İngiltere’nin AB’den ayrılma olasılığı ile ilgili yaşanan belirsizlik, küresel piyasaları ve emtia “boğa piyasasını” sarstı.

NYMEX yakın ay Henry Hub tahminleri Haziran ayında keskin bir artış göstererek MMBtu başına 2,50 doları aştı. Kuzey Amerika’da sıcak geçen kış mevsimi, faal kuyu sayısının tarihin en düşük seviyesine inmesiyle birlikte fiyat baskısını yukarıya taşıdı. Çok sayıda ülkenin gelecekteki ulusal enerji programlarının bir parçası olarak gaza dönmesi ve üretimde yaşanan düşüş sonucu gaz fiyatlarının uzun vadede artması bekleniyor.

BP 2016 istatistiksel değerlendirmesinde, dünyada enerji tüketiminin arttığına dikkat çekildi. Başta temel yakıt petrol olmak üzere (dünya enerji tüketiminin %32,9’unu oluşturuyor ve 1999’dan bu yana ilk kez pazar payını artırıyor) fosil yakıtların oynayacağı rol ve fiyat dalgalanmaları ışığında, bu ayki incelememiz, hükümetlerin arama ve üretim faaliyetlerini güçlendirmek için hangi lisanslama reformlarını uyguladığını ele alıyor.

Norveç'ten ileriye dönük yeni Arktik alanı teklifi

Mayıs ayında Norveç Petrol ve Enerji Bakanlığı (MPE) Norveç kıta sahanlığında 23. Lisans sahasında yeni üretim lisanslarına ilişkin teklif hazırladı. Statoil, Lundin, DEA ve Chevron dahil olmak üzere 13 şirket, 10 üretim lisansı için tekliflerini sundu.

1994’ten bu yana ilk kez, güneydoğu Barents Denizi’nde sektöre yeni sondaj alanları açıldı. Üretime açılması planlanan alanlar ile elde edilecek geniş jeolojik bilgi analizi, Barents Denizi’nin araştırılması, anlaşılması ve gelecekte bölgede yapılabilecek ek sondaj çalışmalarına kolaylık sağlaması bakımından önem taşıyor.

Daha önceden ertelendiği saptanan bazı projeler ve bir milyar varili aşan rezerv tahminiyle beraber, güneydoğu Barents Denizi’nde elde edilecek başarı, Norveç’te yeni ve önemli bir petrol ve gaz bölgesi oluşumunu sağlayabilir. 

“Norveç’in sunduğu etkileyici gelecek beklentileri ve petrol vergi sistemi kapsamında arama giderlerine uygulanan vergi iade sistemi sektörün oyuncuları için cazibe yaratıyor. Kurumlar, güneydoğu Barents Denizi’ndeki üç üretim lisansı için üç yıl içerisinde dört sondaj kuyusu açma şartını getiren bağlayıcı çalışma programları hazırladı. İlk sondaj kuyusunun 2017 gibi erken bir tarihte açılması bekleniyor.”

– Per Daniel Nyberg, Şirket Ortağı, KPMG Norveç Hukuk Bölümü

Doğu Afrika'nın arama faaliyetlerine yönelik yeni ilgisi

Mevcut piyasa koşullarında, Doğu Afrika bölgesindeki faaliyetlerde 2016 yılının ilk yarısında bir duraklama yaşandı. 2016 yılının geri kalanı için yeni bir sondaj programı beklenmiyor, sektör de sessizliğini koruyor. Hem kıyıya yakın hem kıyı ötesindeki mevcut keşiflerin bugünkü ekonomik şartlarda nasıl geliştirileceği sorusuna henüz cevap bulunamadı. Analistlerin büyük çoğunluğu, Doğu Afrika projelerinin hala uygulanabilir olduğunu düşünmesine rağmen, çok sayıda projenin ertelenmesi bekleniyor.

Kenya’da ortaya çıkan yeni yeni arama alanlarını takiben, Enerji ve Petrol Bakanlığı 63 bölgeden oluşan yeni bir petrol lisans blokları haritası yayınladı. Yeni haritada, bir önceki 46 bloğa 17 yeni petrol lisans bloğu ekleniyor. Elektrik ve Enerji Bakanlığı’nın (MoEP) lisanssız bloklar için doğrudan müzakereler yürüteceğine dair işaretler var. Bu yılın ilerleyen döneminde yürürlüğe girmesi beklenen petrol arama ve üretimi konusundaki yeni yönetmelikle beraber MoEP, arama faaliyetlerine yeni bir ilgi oluşacağını umuyor.

Bu çeyreğin başında, Kenya ve Uganda hükümetleri ihracata yönelik ayrı boru hatları geliştireceklerini duyurdu. Kenya hükümeti, Lokichar’daki petrol sahalarından Lamu Limanı’na ham petrol ihracatına yönelik boru hattı için özet akışı (Front-end Engineering & Design) yapacak danışmanlar arıyor. Geçiş döneminde, pazar testinin bir parçası olarak bu yıl itibarıyla, kısa vadeli olarak ham petrolün Lokichar’dan Mombasa’ya demiryoluyla ve karayoluyla taşınması planlanıyor.

Orta Tanzanya’yı Tanga Limanı’na bağlayacak olan Uganda-Tanzanya boru hattı inşa planı devam ediyor. Her iki hükümetin yayınladığı duyurularda, çalışmaların Ağustos 2016’da başlaması ve üç yıl sürmesi öngörülüyor. Bunun gerçekleşmesi durumunda Uganda, ilk petrolünü 2020 yılında çıkarmayı hedefliyor. Yeni hazırlanan rut planları doğrultusunda, Albertine Grabenindeki hidrokarbon varlıklarının gelişimine ilişkin bir sonraki aşamayı işaret eden ve uzun süredir beklenen üretim lisansları kısa sürede çıkabilir. Uganda’daki arama lisansı faaliyetlerinde bir hareketlilik yaşanmasa da, 2015 yılında gerçekleşen lisanslama ihale sonuçları hala bekleniyor. Hiç şüphesiz, dalgalı ve moralsiz olan piyasa, ihale belgelerini sunan 16 şirketin sadece yedisinin Uganda hükümetine son tekliflerini sunmasına neden oldu.

“Komşularında olduğu gibi, Tanzanya’da da arama ve üretim faaliyetlerinde yavaşlama görüldü.  Belirsiz ekonomik koşullara karşın, 2016 başına yeni petrol yasasının yürürlüğe girmesi ve seçimler sonucunda yeni hükümetin göreve gelmesi, endüstride yeni gelişmeler sınırlı ölçüde katkı sağladı. Piyasadaki oyuncular, yeni yasanın nasıl uygulanacağını ve yeni hükümetin petrol ve gaz sektörü için benimsediği yaklaşımın sektörün gelişimini nasıl etkileyeceğini yakından izliyor. Gaz arama faaliyetlerindeki oldukça uzun araştırma süreciyle birlikte, piyasa geliştirme projelerinin tasdiklenmesini bekliyor. Tabii ki, Tanzanya hükümetiyle birlikte Shell/BG birleşmesinin sonuçlanacağı ve geleceğe dönük projelerin bundan sonra açıklığa kavuşturulması bekleniyor.”

– Jean Githinji, Kıdemli Müdür, Enerji ve Doğal Kaynaklar, KPMG Kenya

Hindistan enerji reformunda yapısal değişim

Bu yılın başında, Modi hükümeti Hindistan’ın enerji sektöründeki mali rejimlere yönelik önemli reformları yasalaştırarak yürürlüğe koydu. 1990’ların sonlarında uygulanan ve Yeni Araştırma ve Lisanslama Politikası (NELP) olarak adlandırılan bir önceki politika, Hindistan’daki 3,14 milyon kilometrekarelik potansiyel petrol ve gaz sahasının araştırılması için güçlü bir vizyon sunmuştu. Dokuz NELP sahasında 254 blokun bulunmasına karşın, bunların %40’ından fazlası terkedildi ve sadece 11’inde, üretime geçilebildi. Adı “HELP” (Hidrokarbon Arama Lisanslama Politikası) olarak değiştirilen politika kapsamında, üretim/kâr paylaşım yaklaşımından gelir paylaşımı yaklaşımına doğru yapısal bir değişim bekleniyor.

“Temkinli bir olumlu havayla birlikte, HELP’in Hindistan’ı tekrar eski seyrine kavuşturacak ve hızla artan talebini karşılamak için petrol ithalatına olan bağımlılığına çözüm sunacak gibi görünüyor. İşletme paylarındaki genel düşüş, zorlu ve/veya teknik açıdan gelişmiş projeler için karşı teşvik sunma konusundaki kademeli yaklaşımla birlikte enerji şirketlerinin sektöre yönelik iştahını kabartabilir. Ayrıca farklı enerji türlerinde faaliyet için yalnızca tek bir lisans gerektiren yeni politika, çeşitlilik yapısı geniş olan enerji şirketleri için bir tercih unsuru olabilir. Her ne kadar çok sayıda arama ve üretim şirketi, yönü değişen maliyet kurtarma kaleminden şikâyetçi olsa da, bu durum yüksek düzeyde üretim verimliliği ve inovasyon çalışamları için yeni kapılar açacak.”

Oliver Hsieh, Direktör Yardımcısı, Emtia ve Enerji Risk Yönetimi, KPMG Singapur

Analist tahminleri: petrol

Analist tahminleri: gaz

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder