2030'un toplumu: Nüfus yaşlanıyor birey yükseliyor

2030'un toplumu: Nüfus yaşlanıyor birey yükseliyor

Slavoj Zizek “Kapitalizmle demokrasi arasındaki sonsuz evlilik bitti” dediğinde toplumbilimciler bu tespitin devamında dünyayı nasıl bir geleceğin beklediğini tartışmaya başladılar. Evet, dünya değişiyor. Birey ve toplum, küresel değişimden payını alıyor. Peki ya devlet?

İlgili içerik

2030'un toplumu: Nüfus yaşlanıyor birey yükseliyor

Büyük bir araştırmaya imza atan KPMG International, değişimin izini sürdü. Devletler ve devletlerin ekonomik refah, güvenlik, toplumsal beraberlik ve çevresel sürdürülebilirliğe dair sorumlulukları açısından öne çıkan 9 küresel mega trendi belirledi. Bu trendlerin olası bireysel ve toplumsal etkilerine dikkat çekmeyi amaçlayan çalışma, geleceğin sürdürülebilir devleti için öneriler sıralıyor. Araştırmanın ilk iki başlığıolan “Nüfus yapısı” ve “Bireyin yükselişini” KPMG Gündem için özetledik.

KPMG International, Toronto Üniversitesi Kamu Politikaları ve Yönetişim Okulu’ndaki Mowat işbirliği ile küresel değişimleri dikkate alarak önümüzdeki dönemde devletleri en fazla etkileyecek trendleri belirledi.Uzun bir çalışmadan sonra birbiriyle bağlantılı 9 mega trendin ele alındığı “Geleceğin   Devleti   2030   Raporu” hazırlandı. 2030’a giderken hem devletleri hem bireyleri etkileyeceği öngörülen mega trendler, çeşitli değişimleri tetikleyecek. Rapor, trendlerin bireysel sonuçlarına göre, devletlerin neyi, nasıl değiştirmesi gerektiği konularında yol haritası çiziyor. KPMG, “Küresel mega trendler”i şöyle tanımlıyor:

  • Küresel mega trendler, devletlerin karşı karşıya olduğu sorunlar listesi değildir. Karşılaşılan sorunlar ülkeden ülkeye değişebilir ancak mega trendler ortaya çıkan sorunlarla baş edebilmek için devletlerin kullanabilecekleripolitika araçlarını şekillendiren daha büyük ölçekli değişimlerdir.
  • Küresel mega trendler kısa vadeli değildir. En az önümüzdeki 20yıl boyunca etkili olmaları ve devletlerin rolünü 2030’a kadar olan dönemde ve sonrasında şekillendirmeleri bekleniyor.
  • Küresel mega trendler hangi büyüklükte, hangi ekonomik refah seviyesinde ve hangi  bölgede olursa olsun bütün ülkeler için geçerlidir.
  • Bu raporda tespit edilen küresel mega trendler devletlerin ekonomik refah, güvenlik, toplumsal birliktelik ve çevresel sürüdürülebilirlik şeklinde sıralanabilecek dört temel sorumluluk alanının her birini ilgilendiriyor. Bu trendler devletlerin karşısına yeni fırsatlar ve riskler çıkartarak, kullanabilecekleri politika ve düzenleme araçlarını şekillendiriyor ve temel sorumluluk alanlarında yeni yükümlülükler üstlenmelerini gerektiriyor.

Nüfus yapısı

Yaşam beklentisinin artması ve doğum oranlarının düşmesi sonucunda dünya genelinde yaşlı nüfus sayısı artıyor. Bu da emekli maaşları ve sağlık hizmetleri başta olmak üzere sosyal devlet harcamalarının sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.

2030 yılına gelindiğinde 65 ve üzeri yaş grubuna dahil insanların sayısı dünya genelinde 1 milyara ulaşacak. Bu tablo, işgücü piyasalarının verimliliği ve mevcut mali yapıların yaşlanmanın baskılarına karşı dayanma gücü konusundaki endişeleri artırıyor. Öte yandan, gelişmekte olan ülkelerin çoğunda genç nüfus patlaması yaşanıyor. Bu da genç nüfusunu işgücüne başarılı bir şekilde entegre edebilen ülkeler açısından “demografik avantaj fırsatı” anlamına geliyor.

21’inci yüzyılda devletlerin karşı karşıya bulunduğu en önemli sorunlardan biri nesiller arası yaşlanma olarak görülüyor. Bu, sürekli takip ve politikalardadüzenlemeler gerektiriyor. Nüfusun hızla yaşlanması, ekonomik üretime aşağı doğru baskı yapıyor. Etkin politika üretilmemesi halinde ülkelerin ekonomik büyümesini durgunluğa sürüklüyor. Yaşlı nüfusun artması sağlık hizmetleri taleplerine cevap verememe, sağlık harcamalarının artması, emekli maaşlarının GSYİH’deki payının artması gibi ciddi sorunlara neden oluyor.

Diğer taraftan dünyanın başka bölgelerindeki farklı ülkeler, milyonlarca genç nüfusu doymuş iş gücü piyasasına entegre etme sorunu ile karşı karşıya.Gelişmekte olan ülkeler, dünya genelindeki genç nüfusun yüzde 90’ına sahip. Ve 15-24 yaş grubu, dünyadaki işsiz nüfusun yüzde 40’ını oluşturuyor. Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda nüfus patlaması yaşanıyor. Örneğin, önümüzdeki 20 yıl boyunca Hindistan’da her yıl 1 milyon gencin işgücüne katılacağı hesaplanıyor.

Nüfus yapısındaki değişimin sonuçları

Yaşlanan bir dünyada devletlerin yapması gerekenler

  • Yaşlanan nüfusun doğurduğu sonuçlarla baş etmek için sağlık, yaşlı bakımı, sosyal ve mahalle bazlı bakım, emekli aylığı ve erişilebilir altyapı konularındaki politikaları takip etmek ve gerekli değişiklikleri yapmak.
  • Emeklilik yaşını yükseltmek, emekliliğe hak kazanmak için gerekli şartları değiştirmek, vergi ve hizmet süresi gibi kuralları değiştirmek gibi reformlar yaparak nesiller arası adalet konusuna eğilmek.
  • Hem yaşlılığın getirdiği yüklerin daha iyi finanse edilmesini hem de nesiller arası adaletin tesis edilmesini sağlamak amacıyla duruma göre emeklilik yaşı veya ödenecek emeklilik primi gibi konulardaki kuralları değiştirmek, sosyal güvenlik ve emeklilik reformlarının yapılması, gerektiğinde değiştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına önem vermek.

Genç nüfus patlaması yaşanan ülkelerde devletlerin yapması gerekenler:

  • İşverenlerin yeni iş yaratacak yatırımlar yapmasını teşvik edecek politikalar geliştirmek ve uygulamak.
  • Gençlerin uzun vadeli istihdamına katkı sağlayacak insan sermayesi yatırımlarına odaklanmak. Örneğin; mesleki eğitim, çıraklık, özel sektörü çalışan eğitimi ve gelişimine yatırım yapmaya teşvik edecek destek programları (Eğitim harcamalarına vergi indirimi vb.)
  • Genç istihdamına eğilen ve genç istihdamını destekleyen stratejiler geliştirmek.

Devletlerin nasıl değişmesi gerekiyor?

  • Nitelikli işgücü arz ve talebini işverenlerin ihtiyaçlarıyla daha uyumlu hale getirecek kanıta dayalı politika ve programlar geliştirmek amacıyla işgücü piyasasıyla ilgili güvenilir veriler toplamak (Ör. sektör ve bölge bazında ileride hangi niteliklere ihtiyaç olacağı konusunda öngörüde bulunmak).
  • Mevcut çalışanların ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını dengelemek için örneğin zorunlu eğitim süresi veya emeklilik yaşı gibi konularda sağlam delillere dayanan uzun vadeli planlar geliştirmek.
  • Sosyal güvenlik ve hizmet sunumundaki aksaklıkları gidermek amacıyla özel sektörle ve üçüncü sektörle daha fazla işbirliği yapmak, gençler için yenilikçi eğitim, mesleki eğitim ve istihdam fırsatları oluşturmak.
  • Nüfus yapısındaki değişimlerin doğurduğu zorluklarla daha iyi baş edebilmek için resmi kurumlar arasındaki eşgüdümü güçlendirmek. (Ör: Yaşlı nüfusa yönelik sağlık hizmetleri ile diğer sosyal hizmetleri birleştirmek ve tek merkezde yönetmek.)
  • Politikalardan daha iyi yararlanmak için gerekli olan mali ve sayısal becerilere olan erişimi artırmak.
  • Vatandaşların uygulanan programlara desteğini sağlamak için sosyal medya dahil olmak üzere iletişim kanallarını daha iyi kullanmak.
  • Üçüncü tarafları (Ör. Özel sektör ve gönüllülerin katılımı) ek kabiliyetler kazanmak için etkin biçimde yönetmek.

Bireyin yükselişi: 2022'de insanlık tarihinde yeni bir dönem başlayacak

Eğitim, sağlık ve teknoloji alanlarında küresel ölçekte yaşanan gelişmeler, bireylerin daha önce hiç olmadığı kadar güçlenmesini sağladı. Hükümetlerin ve genel olarak kamu otoritelerinin aldığı kararlara katılım ve şeffaflık talepleri arttı. Bu değişimler sürecek, 2022’de insanlık tarihinde ilk defa orta gelirlilerin sayısının alt gelirlilerin sayısını aşacağı bir dönem başlayacak. (Orta gelirli ifadesi, günde10 ABD doları ile 100 ABD doları arasında geliri olan kişiler için kullanılıyor.)

Günümüzde küresel okuryazarlık oranı yüzde 84’e ulaştı. Kadınların durumu iyileşiyor. Milyonlarca kişi yoksulluğun pençesinden kurtuluyor. İnternet bağlantısı olan herkes sesini duyurup organize olabiliyor. Bununla beraber iş güvenliği, eğitim maliyeti ve kalitesi ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişimkonularında devam eden sıkıntılar var. Eşitsizlik de devletlerin yakından takip etmesi gereken konulardan biri. Kız çocuklarının ve kadınların eğitimine odaklanmak, yoksulluğun ortadan kaldırılması, eşitsizliğin azaltılması ve ekonomik-sosyal kalkınmanın hızlanması açısından son derece önemli. Örneğin tarımda çalışan kadınların daha iyi eğitim aldığı yerlerde kadınların ücretleri, tarımsal geliri ve üretkenliği de yüksek oluyor.

Bireyin yükselişinin sonuçları

Gelişmekte olan ülke hükümetlerinin yapması gerekenler:

Daha talepkar, sesini daha fazla duyurabilen ve daha güçlü bağlantılara sahip bir orta sınıfınartan hizmet beklentileri karşısında daha şeffaf bir iletişim politikası uygulamak ve talepleri karşılamak için vergileri artırmak veya hizmet kriterlerini değiştirmek.

Toplumun bütün kesimlerinin artan ekonomik refahtan pay almasını sağlamak için gelir eşitsizliğini azaltmaya odaklanmak.

Gelişmiş ülkelerin yapması gerekenler:

  • Dış ticaret politikası önceliklerini ve sanayi teşvik programlarını yükselen ekonomilerdeki büyüme fırsatları ile uyumlu hale getirmek.

Devletlerin nasıl değişmesi gerekiyor?

  • Orta sınıfların daha fazla hizmet, daha fazla şeffaflık ve iki yönlü iletişimi de içeren artan taleplerini karşılamak için plan hazırlamak.
  • Gelir eşitsizliğini azaltmak için artan oranlı vergi sistemlerini gündeme almak veya yeniden değerlendirmek.
  • Orta sınıfların yeni ve iyileştirilmiş hizmet sunumu taleplerini karşılamak için yeni ve geliştirilmiş yapılar oluşturmak veya mevcut yapıları güncellemek.
  • Birden fazla hizmetin etkin şekilde sunumunu sağlamak için iç yapıları birleştirmek.
  • Daha ilgili ve daha talepkar bir vatandaş kitlesini yönetebilmek için başta sosyal medya kullanımı olmak üzere paydaş yönetimini iyileştirmek.

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder

KPMG’nin yeni dijital platformu

KPMG International, yeni ve ilişkili içeriklere uygun, deneyiminizi geliştiren son teknoloji bir dijital platform geliştirdi.