Transatlantik ticaret ve yatırım ortaklığı

Transatlantik ticaret ve yatırım ortaklığı

Küresel ticarette kurallar yeniden yazılırken otomotiv sektörü buna hazır mı?

İlgili içerik

Transatlantik ticaret

Küresel ticarette kurallar yeniden yazılırken otomotiv sektörü buna hazır mı?

AB ve ABD’nin, dünya ticaret düzeninde büyük değişime yol açacak ve yeni bir ticari oluşuma neden olacak olan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Antlaşması (The Transatlantic Trade and Investment Partnership-TTIP) müzakerelerine 2016 yılında hız verilmesi öngörülüyor. Zira AB ile ABD arasında yapılan anlaşmanın 2017 yılında yürürlüğe girmesi bekleniyor.   

İki büyük ekonomi arasındaki bu anlaşma da ülkemizi yakından ilgilendiriyor. Zira Gümrük Birliği’ne üye olan ülkemizin bu anlaşma kapsamı dışında kalma ihtimali bulunuyor. Bu durum da dış ticaretimizin itici gücü olan otomotiv sektörünü yakından ilgilendiriyor.

Transatlantik Ortaklığı hangi alanlarda düzenlemeler öngörüyor?

Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) kapsamında gümrük tarifelerinin azaltılması, tarife dışı engellerin kaldırılması, fikri mülkiyet haklarının korunması gibi konular ön plana çıkıyor.  

TTIP kapsamında olası düzenlemelerin, daha çok tarife dışı engeller üzerinde yoğunlaşması öngörülmekle beraber, ürün ve üretim süreçlerindeki farklı standartlara ilişkin ortak düzenlemelerle bu farklılıkların giderilmesi hedefleniyor.Bu noktada, TTIP kapsamındaki konular ele alındığında tarife dışı engellerin de anlaşma kapsamında düzenlendiği, standardizasyon gibi diğer tarife dışı engellerin azaltılmasının amaçlandığı görülüyor. 

TTIP’in Türkiye üzerindeki olası etkileri

AB ile aramızdaki Gümrük Birliği uyarınca, anlaşma kapsamında yer alan ülkelere Türkiye ile AB’nin aynı vergi politikalarını uygulamaları gerekiyor. Bu nedenle AB ile STA imzalayan her ülke için, Türkiye açık bir pazar konumuna geliyor ve bu durum bazı sektörlerde daralmalara neden olabiliyor.  

Zira ABD ile AB arasında yapılması muhtemel STA menşe esasına dayanıyor ve Türkiye’nin anlaşmaya dâhil olmaması durumunda ABD’ye yapacağı ihracatları kapsamıyor. Hal böyle olunca Türk menşeli ürünlerin ABD’ye ihracatının bu süreçten olumsuz etkilenmesi bekleniyor.  

Türkiye’nin anlaşmaya taraf olmaması durumunda; özellikle ABD ürünlerinin AB üzerinden A.TR Dolaşım belgesi eşliğinde ülkemize ithali durumunda gümrük vergisi tahsil edilmeyecek, buna karşın Türk menşeli ürünlerin doğrudan ABD’ye ihracatında gümrük vergisi tahsil edilecek. Bu durumun mevcut ticaret dengesini Türkiye’nin aleyhinde etkileyip, negatif sonuçlara yol açacağı değerlendiriliyor.  

Bunun yanında, TTIP’nin sadece bir STA olmadığını, aynı zamanda bir yatırım ortaklığı anlaşması olduğunu hatırlamak gerekiyor. Görüleceği üzere, KPMG Türkiye 2016 Otomotiv Yöneticileri Araştırması’nın verilerine göre, Türkiye’ye 5 yıllık süreçte yeni yatırımların gelmeyeceğini bekleyenlerin oranında bir önceki yıla göre artış olmuştur. Türkiye’nin TTIP sürecinin dışında kalması yeni yatırımların ülkemize gelmesi noktasındaki mevcut olumsuz beklentide ilave bir artışa neden olabileceği değerlendirilebilir.  

AB ile ABD arasındaki STA ile dünya ticaretinin yeni bir boyut kazanacağı değerlendiriliyor. Zira iki kıta arasındaki ticaret hacmi günlük 2,7 milyar doları buluyor. Ülkemizin bu anlaşmanın dışında kalması durumunda ihracatımızın bu durumdan olumsuz etkilenmesi bekleniyor.

 KPMG Türkiye 2016 Otomotiv Yöneticileri  Araştırması verilerine göre, ihracatımızın artırılması amacıyla yeni yatırımların yapılabilmesi için, yatırım ortamının iyileştirilmesi beklentisi en önemli olguyu oluşturuyor. Böyle bir ortamda TTIP sürecinde ilerleme sağlanması ve sürece dâhil olunması, yeni yatırım ortamının yaratılması ve var olan yatırım ortamının iyileştirilmesi için önemli bir etken olarak değerlendiriliyor.  

TTIP’in otomotiv sektöründeki olası etkileri neler olabilir?

Ülkemizin yapmış olduğu ihracatın dinamosu olan otomotiv sektörünün de ABD-AB arasında imzalanacak STA’dan etkilenmesi ve STA kapsamında ABD’nin AB’ye ihraç edilen otomotiv ürünleri maliyetlerinin düşeceği öngörülüyor. Türkiye’de otomotiv sektörünün yapmış olduğu ihracatın önemli bir kısmının AB’ye yapıldığı düşünüldüğünde, ABD’nin sağlayacağı bu önemli maliyet avantajının, Türkiye açısından en önemli pazar olan AB’nin kaybedilmesi noktasında büyük bir etkiye sahip olabileceği söylenebilir.

TTIP Gümrük Birliği’nin revizesine etki edecek mi?

Türkiye için TTIP sürecine dâhil olmanın en etkin yolu, Gümrük Birliği anlaşmasında yapılacak düzenlemeler ile AB’nin imzalayacağı STA’lara doğrudan taraf olması olacaktır. Bu noktada yeni AB Gümrük Kanunu’nun da getirdiği sinerji ile Gümrük Birliği Anlaşması’nın revize edilmesi gündemde. Bu değişikliklerin anlaşmanın kapsamını genişleten mahiyette olması bekleniyor. Sadece sanayi ürünlerinin değil, tarım ürünleri, hizmetler ve yatırım ortamına dair düzenlemeler de görüşülecek. 

Değişikliklerin entegrasyonu artırması beklendiğinden, Türkiye’nin tek taraflı uyguladığı ticaret politikası önlemleri ve tarife dışı engellerde de entegrasyon beklemek mümkün. Otomotiv sektörü için diğer önemli konuların yanında, 2.el ürün ithalatında bulunan kısıtlamaların kalkması olasılığının ayrıca ve önemle değerlendirilmesinde fayda olacaktır.

Avrupa Birliği Gümrük Kanunu değişiyor

Ülkemizin de üye olduğu Gümrük Birliği’nin mevzuatını yakından ilgilendiren Avrupa Birliği Gümrük Kanunu 1 Mayıs 2016’da yürürlüğe giriyor. Söz konusu değişikliğe paralel olarak ülkemizde uygulanan Gümrük Kanunu’nun da değiştirilerek uyumlaştırılması bekleniyor.

Avrupa Birliği Gümrük Kanunu’nda öne çıkan başlıklar neler?

Avrupa Birliği Gümrük Kanunu’nda birtakım gümrük uygulamalarında köklü değişikliler öngörülüyor. Örneğin, Dâhilde İşleme Rejimi kapsamında yer alan Geri Ödeme Sistemi uygulaması kaldırılıyor. Diğer bir ekonomik etkili gümrük rejimi olan Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejimi uygulaması son buluyor. 

Yeni kanunda, Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü (AEO) uygulamasının genişleyerek devam ettiğini söyleyebiliriz. Özellikle kâğıtsız gümrük işlemlerine yönelik çalışmalar ile birlikte konuyu değerlendirdiğimizde, ticaretin kolaylaştırılmasına ilişkin uygulamaların devam edeceği değerlendiriliyor. 

Avrupa Birliği Gümrük Kanunu’nda ithalat vergilerinin tahsil edildiği matrahlara ilişkin düzenlemelere bakıldığında, liberal değerlendirmelerin yerini muhafazakâr bir yaklaşıma bıraktığını söylemek mümkün. Zira gümrük vergilerinin tahsil edildiği matrahın tanımı olan “birliğe yapılan ilk satış”  ibaresinin sınırlarının genişletildiğini söyleyebiliriz. Ayrıca, yeni AB Gümrük Kanunu’nun, 2 Seri No.lu Gümrük Genel Tebliği ile ülkemizde de tartışmaya konu olan “royalti ve lisans” uygulamaları gibi vergilendirmeyi etkileyen unsurların birlik içinde de geniş bir şekilde yorumlanmasına neden olacağı düşünülüyor. 

Avrupa Birliği Gümrük Kanunu’nun otomotiv sektöründeki olası etkileri neler olabilir?

Avrupa Birliği Gümrük Kanunu kapsamındaki yeni düzenlemelere paralel olarak ülkemizde de uygulanan Gümrük Kanunu’nda değişiklik yapılması bekleniyor. Yapılacak yeni düzenleme neticesinde, otomobil üreticilerinin/ithalatçılarının birçok gümrük kolaylıklarından istifade edebileceği değerlendirilmekle birlikte, gümrük kıymeti gibi vergilendirmeyi etkileyen unsurlarda daha muhafazakâr bir yaklaşımla karşılaşabileceğini söyleyebiliriz.

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder

KPMG’nin yeni dijital platformu

KPMG International, yeni ve ilişkili içeriklere uygun, deneyiminizi geliştiren son teknoloji bir dijital platform geliştirdi.