Bakış 12 | KPMG | TR
close
Share with your friends

Bakış 12

Bakış 12

KPMG Türkiye tarafından hazırlanan ve her üç ayda bir okuyucularla buluşan Bakış, Türkiye ve dünya ekonomisindeki temel makroekonomik göstergelerine ve bunların özet yorumlarına yer veriyor.

İlgili içerik

Bakış 12

Üçüncü çeyrekte jeopolitik gerilimler bir miktar geri planda kalırken, küresel ticaretteki korumacılık adımlarının uygulamaya geçmesi ile bazı ülkelerde büyümedeki yavaşlamalar daha belirgin olmaya başladı.

ABD ekonomisinden gelen veriler ülkedeki güçlü büyümeyi teyit etse de Avrupa’da ihracatçı sektörler ve ülkeler öncülüğünde kademeli yavaşlama sürüyor. Bu ortamda Fed kademeli faiz artırımlarına devam ederken, Aralık’ta bir faiz artırımı daha yapacağına ilişkin beklentileri iyice güçlendirdi. 2019’da da benzer hızda artırımlara devam edeceğinin sinyalini verdi. Avrupa’da ise güven endeksleri ekonomik büyümenin yavaşladığına işaret ederken, Avrupa Merkez Bankası (ECB) yılsonunda varlık alım programını sonlandırma planını uygulamaya koyacağını teyit ediyor.

Bu ortamda uluslararası kuruluşlar geçtiğimiz günlerde dünya ekonomisine yönelik tahminlerinde aşağı yönlü güncellemelere gitti. IMF ve OECD, dünya ekonomisinin 2018’de yüzde 3,7 büyüdükten sonra 2019 yılında da kriz öncesi ortalamalarının hafif üzerinde olsa da neredeyse sabit bir hızda büyüyeceğini tahmin ediyor.
2018 ilk çeyrekte güçlü büyüme ivmesini koruyan Türkiye ekonomisi, ikinci çeyrekte diğer birçok gelişmekte olan ekonomi gibi bir miktar yavaşladı. Üçüncü çeyrekte ise finansal piyasalardaki belirsizlikler ve ABD ile yaşanan diplomatik gerilim, Türk finansal piyasalarda oynaklığın sert bir şekilde artmasına neden oldu.

TL hem reel hem de nominal olarak hızlı değer kaybı yaşarken, faizlerde hızlı yükselişler yaşandı. Döviz kurlarındaki yükseliş ve fiyatlama davranışlarındaki bozulma ile enflasyon hız kazandı. Böylelikle TCMB Temmuz toplantısında faizleri sabit tutsa da Eylül ayındaki toplantısında 625 baz puanlık faiz artışı ile politika faizini agresif bir şekilde yükseltti.

Finansal koşullardaki bu sıkılaşma yurtiçi talebi yavaşlatırken, dış talebin gücünü koruması büyümedeki yavaşlamayı sınırladı. Üçüncü çeyreğe ait öncü verilerin bir kısmı güven endekslerindeki sert gerilemeye rağmen büyümedeki yavaşlamanın endişe edildiği kadar sert olmayabileceğine işaret ediyor.

Öte yandan Türkiye’nin dış açığında kayda değer bir iyileşme süreci başlarken, enflasyondaki bozulma devam ediyor. Petrol fiyatlarının seyri ve döviz kurlarının mevcut seviyesi enflasyonda zorlu bir döneme işaret ederken, cari açıktaki iyileşme ise hız kesebilir. Son dönemde yaşanan gelişmelerin ardından hükümetin açıkladığı Yeni Ekonomi Programı da bu tablonun bilincinde olarak makul tahminler seti ortaya koydu. Yeni programla hükümet 2018’de yüzde 3,8 olarak hesaplanan büyümenin 2019’da yüzde 2,3’e yavaşlamasını öngörüyor. Enflasyonun sıkı para ve maliye politikalarının eşgüdümünde bu yılsonunda yüzde 20,8, gelecek yılsonunda ise yüzde 15,9’a ineceği tahmin ediliyor.

Bize ulaşın

 

Teklif talebi

 

Gönder